Akne vulgarisli hastalarda sistemik izotretinoin kullanımının depresyon belirti düzeyine, intihar risk ölçeği skoru ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TÜRKAN TUĞBA YILDIZ
Danışman: Mehmet Melikoğlu
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: İzotretinoin akne patogenezinde rol oynayan bütün faktörlere etkili tek ilaçtır. Şiddetli nodülokistik akne dışında, topikal ve diğer geleneksel tedavilere yanıt vermeyen, skar oluşumuna neden olan, psikolojik olarak problem yaratan akne formlarında yaygın olarak kullanılmaktadır. İzotretinoin teratojen bir ilaç olup, kuru mukoz membranlar, baş ağrısı, alopesi, hipertrigliseridemi ve eklem,kas ağrısı dahil birçok yan etki FDA(Food Drug Administiration)'ya bildirilmiştir. FDA ayrıca izotretinoin ile tedavi edilen hastalarda en önemlileri depresyon ve intihar girişimi olmak üzere psikiyatrik yan etkilerin olduğuna dair bildirimler almıştır.Risk yönetimi konusunda rehberlik etmek için izotretinoin ile tedavi edilen hastalarda en önemlisi intihar düşüncesi ve depresyon olmak üzere psikiyatrik yan etkiler bir çok araştırmacı tarafından araştırılmaktadır. Amaç: Bu prospektif çalışmanın amacı, izotretinoin tedavisi ile depresyon, psikolojik belirtiler, yaşam kalitesi, intihar ve intihar düşüncesi arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: 2016 nisan - 2016 aralık tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji polikliniğine başvuran 120 akne vulgaris hastası (yaş aralığı:18-45 yaş) çalışma kapsamına alındı. Akne şiddeti 2002 yılında ''Food and Drug Administration'' (FDA) akne derecelendirmesinde beş aşamalı global sistemine göre derecelendirilmiş olup, orta ve şiddetli aknesi olanlara izotretinoin tedavisi başlanmıştır. İzotretinoin tedavisine başlanmasına karar verilen hastalar topikal akne tedavilerine veya sistemik antibiyotik tedavisine yanıtsız kalmış ve izotretinoin kullanım endikasyonu olan hastalardı. İzotretinoin tedavisi ilk ay günde 0.5 mg / kg dozunda başlandı ve sonraki aylarda doz günde 0.75-1 mg / kg'a arttırılarak tedaviye devam edildi. İzotretinoin tedavisi iki bölünmüş dozda 24 hafta boyunca tok kullanılması önerilerek başlandı. 110 hasta çalışmayı tamamladı, 10 hasta ise takip kontrollerine gelmedi. Hastaların değerlendirilmesi tedavi başlanmadan önce ve 24 haftalık tedavi süreci sonunda AKYİ (Akne kalite yaşam indeksi), Beck depresyon ölçeği (BDÖ), Beck intihar düşüncesi ölçeği (BİDÖ) ve revize edilen semptom kontrol listesi (Scl 90 R) kullanılarak yapıldı. İstatistiksel değerlendirmede SPSS bilgisayar programı kullanıldı. p < 0.05 anlamlı olarak kabul edildi. Bulgular: Akne Kalite Yaşam İndeksinin ortalama puanı tedavi sonrasında öncesine göre anlamlı şekilde azalmış saptandı (p<0,001). Beck Depresyon Ölçeğinin ortalama puanı tedavi sonrasında anlamlı şekilde azalmış saptandı(p<0,001). SCL-90 R somatizasyon, obsesyon, depresyon, duyarlılık, öfke ve genel semptom indeksi puanlarının tedavi sonrasında anlamlı şekilde azaldığı ancak anksiyete, psikotik duygu durum, paranoid duygu durum ve fobik düşünce ortalama puanlarında tedavi öncesi ve sonrasında anlamlı bir fark saptanmadı. İntihar düşüncesi olan hastalara tedavi başlanmadı ve takiplerde hastalarımızda intihar düşüncesi gelişmedi, intihar vakasına rastlanmadı. Sonuç: Bu çalışmadan elde ettiğimiz veriler izotretinoinin depresif semptomlara ve intihar düşüncesine eğilim yaptığı tezini desteklememektedir. Tam tersine tedavinin yaşam kalitesini anlamlı bir şekilde artırdığı ve vücut imajında düzelme ile birlikte anksiyete ve depresyon bulgularında azalma sağladığı tespit edilmiştir.