Duygu Asena'nın ?Kadının Adı Yok'', Elfriede Jelinek'in ?Sevda Kadınları'' adlı yapıtlarda feminizm sorunsalı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Alman Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BELGİN BÜYÜK

Danışman: Fatma Öztürk Dağabakan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma Duygu Asena'nın ?Kadının Adı Yok? ile Elfriede Jelinek'in ?Sevda Kadınları? adlı yapıtlarının iki ülkede ve dünyada kadının konumunu ve sorunlarını gündeme getirebilmek amacıyla yapılmıştır.Feminist kadın yazarlar arasında bilinen, Türk edebiyatından Duygu Asena ile Avusturya edebiyatından Elfriede Jelinek, kadınların toplumdaki konumlarını değerlendirirken bir bütün olarak ele almaktadırlar. Dönemin kadın yazarları ve bu iki yazar, kadının konumunu, yerleşik hayata geçiş sürecini ve çevresel koşullarının saptanmasını psikolojik bir doku içerisinde işlemişlerdir. Genellikle eserlerinde kadın figürü ön plana çıkmaktadır. Türk ve Avusturya edebiyatının bu iki önemli yazarı, eserlerinde kadın sorununa dikkatleri çekerken edebiyata da yeni bir bakış açısı ve soluk getirmişlerdir.Üç ana bölümden oluşan tezimizin birinci bölümünde asıl konumuz olan feminizm sorunsalının hem tarihsel açıdan günümüze nasıl geldiğini, hem de ikinci ve üçüncü bölümde de yaptığımız itinalı çalışma ile sorunsal olarak belirttiğimiz çözümsüzlüğü göstermek istedik. Yine bu bölümde Duygu Asena'yı ve Elfriede Jelinek'i hayatlarıyla beraber ele alarak, eserleriyle bağdaştırmaya çalıştık. Yazdıkları eserlerin genel yapısını; yerleşik düzen içerisinde yaşayan erkekler ve kadınlar, aşk, cinsellik, ekonomik gücü olan erkekler tarafından belirlenmiş olan toplumsal tabuların oluşturduğunu gözlemledik. Kadınların içinde bulundukları durumu, başarılarını, yıkımlarını, davranış biçimlerini oluşturan ana konuları feminizm sorunsalı yani çözümsüzlüğüyle de kilit noktası haline getirerek, cinselliği, tercihleri, özgürce karar verebilme içgüdüsünü, beden ve hayatın kişinin kendine ait olduğu olgusunun anlamı üzerinde yoğunlaştırdığımız düşüncelerimizi de sizinle paylaştık.Sonuç aşamasında da kadınlarımız açısından toplumsal bir yarayı ve çözümsüzlüğünü yazarlar, eserler ve toplum arasında yaptığımız karşılaştırmalarla da destekleyerek tezimizi sonlandırdık.