YERELLİK VE EVRENSELLİK BAĞLAMINDA RESİMDE OTOMATİZMİN ETKİLERİ
Tezin Türü: Sanatta Yeterlik
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2013
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TUBA KINAY GÖR
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Mehmed KAVUKCU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmanın amacı 20. yüzyıl sanat alanında köklü değişikliklerle başlayan gelenekselleşmeden bireyselleşmeye ve öznelleşmeye dönüşün safhalarını ortaya koymaktır. Bu dönemde duyusal algı da kökünden değiştiği için, Rönesans'tan beri geçerli olan geleneksel kurallar da alt üst olmuştur. Özellikle 1890-1914 arası, tarihte benzerine rastlanmayacak kadar özgün resim anlayışlarının ortaya çıktığı bir dönemdir. 20. yüzyıl sanat akımlarının ilk ve en etkin olanı Ekspresyonizm hareketi olmuştur. 19. yüzyıl ortasında başlayan ve resmi yenilemeyi amaçlayan hareketler, 1920'deki Dada ile alışılmış ve yerleşmiş sanat kavrayışları üzerinde şok edici amaçlara yöneldiği söylenebilir.1939 ve 1945 yılları arasında tüm Avrupa'yı kasıp kavuran İkinci Dünya Savaşının ardından insanlarda her şeye yeniden başlama arzusu vardı. Bu dönemden sonra sanatın neyi nasıl yapması konusunda genel geçer kurallar görülmez. Böylelikle Ekspresyonizmle beraber ortaya çıkan sanatçının öznelliği, sanatın sanat sayılması için yeterli sayılmaktadır. Jung'a göre bu bireyleşme süreci, bilinç ve bilinçaltı arasındaki bir bütünleşme sürecidir. Bu bütünleşme sürecinde ise, 'kendilik' Arketip'i temsil etmektedir. İbnü'l-Arabî, bunu yüzyıllar öncesi â'yân-ı sâbite 'Sabit Hakikat' diye nitelendirmiştir. Arabî bu kavramla, kendisinde eşyanın hakikati ya da zihnî mahiyetlerin bulunduğu makul âlemi kasteder. Kökenleri ilk mağara resimlerine dayanan resim sanatındaki şans faktörü ve hesaplamalarla elde edilemeyen özellik, otomatizmin çok eskilere dayandığı göstermektedir. Sanatta otomatizm olgusu, her sanatçı açısından farklı uygulanmıştır. Çağdaş sanatta otomatizm, kimi zaman, canlılardaki içgüdüsel devinimin mekanikliğinde görülürken, kimi zaman da, rüyasal imgesellikte ortaya çıkmaktadır. Otomatizm'in sanattaki anlamı, sanatçının oluşum sürecinde beklenmedik etkilere güvenmesi ve benzer şekillerle beliren tesadüfî imgeleri düzene uyup uymayacağına karar vererek karakteristik bir grup oluşturarak şans unsurunu resme dâhil etmesidir. Günümüzde Otomatizm tekniği Arap Kaligrafisinde de görülmektedir. Arap kaligrafisi yani Hat sanatı, İslam sanatının kalbidir. Yazı olmanın ötesinde apayrı bir yerdedir. Arap harfleri işlev, anlam ve estetiğin iç içe oluşu bakımından diğer yazılardan farklıdır. Okumayı bilmeyenler tarafından bile bir manzara gibi seyredilen hat, aynı zamanda manevi bir sanattır. Modern zamanlarda da uygulanan bu sanat dalı sadece İslam ülkelerinde değil aynı zamanda Avrupa ve ABD'de de görülmektedir. Geleneksel Arap kaligrafisine bir tepki olarak, modernizmle birlikte kaligrafinin yeni bir arayış içerisine girerek estetik öğeleri sorgulanmaya başladığı görülmektedir. Hat sanatı, konusunu resim ve tezhipte olduğu gibi, tabiattan değil, insan ruhundan almaktadır. Önce zihinde şekillenen imge, daha sonra el, göz ve irade aracılığıyla meydana gelmektedir. Bu çalışmada günümüz sanatında da otomatizm tekniğinin hat sanatına nasıl yansıdığı incelenmiştir. Bu çalışmada günümüz sanatının 20.yüzyılda başlayan sanatın gelenekten kurtularak bireyselleşme ve öznelleşmeye dönüşüm sürecinde etkin rol alan otomatizm tekniğinin hat sanatına yansıyış biçimleri başarılı isim ve özgün örnekleriyle sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: 20.Yüzyıl Resmi, İslam Sanatı, Manevi Yaklaşım, Arketip, Â'yân-ı Sâbite, Hat ve Kaligrafi, Otomatizm.