Aort cerrahisinde spinal kordun reperfüzyon hasarının önlenmesi (deneysel çalışma)
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2004
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CEVDET UĞUR KOÇOĞULLARI
Danışman: Necip BECİT
Özet:IV ÖZET Spinal iskemi ve reperfüzyon hasarına bağlı oluşabilen parapleji, torasik ve torakoabdominal aortik cerrahinin ciddi bir komplikasyonudur. Hastalığın yaygınlığı ve morfolojisi, rekonstrüksiyonun tipi, kros-klemp süresi, reperfüzyon hasarı gibi parametrelere bağlı olarak insidansı %6,5-%40 arasında değişmektedir. Çalışmamızda antioksidan ajan olarak diltiazem, katalaz ve N-asetil sistein kombinasyonunun iskemi ve reperfüzyon hasarına karşı spinal kordu koruyucu etkileri araştırıldı. Denekler, 10'ar üyeli iki gruba ayrıldı. Grup 1 deneklere yalnızca 30 dakika süreyle infrarenal abdominal aort oklüzyonu uygulanırken, Grup 2 deneklere cerrahi işleme ilaveten intraaortik diltiazem, katalaz ve N-asetil sistein kombinasyonu uygulandı. Operasyon boyunca femoral arter ve aortadan yerleştirilen kanüller vasıtasıyla klempaj öncesi ve sonrası deneklerin sistolik kan basınçları monitorize edildi. Deneklerin spinal kord fonksiyonları operasyonun 48. saatinde tarlov skorlanmasına göre değerlendirildikten sonra ketamin ve izoflurane anestezisi uygulanarak biyokimyasal ve histopatolojik çalışmalar için kord doku örnekleri alındı. Operasyon esnasında bütün deneklerin ölçülen sistolik kan basınçlarında bir farklılık gözlenmedi. Deneklerin yapılan muayenelerinde, Grup 1 deneklerin altısı grade 0, üçü grade 1 ve biri grade 3 iken, Grup 2 deneklerin biri grade 5, biri grade 4, beşi grade 3 ve üçü grade 2 nörolojik durumdaydı. Grup 2 denekler Grup 1 deneklere göre daha iyi nörolojik fonksiyonlara sahipti (p<0.01). Spinal kord doku örneklerinde yapılan biyokimyasal antioksidan enzim aktiviteleri ölçümleri, Grup 2 deneklerde istatistiksel açıdan anlamlı antioksidan etkinin gerçekleştiğini gösterdi (p<0.05). Doku örneklerinin histopatolojik incelenmesinde, Grup 2 deneklerde özellikle kötü prognoz göstergesi olan kanama odaklarının daha az olduğu belirlendi. Grup 1 deneklerde, Grup 2 deneklere göre, kanama ve nöron kaybının istatistiksel olarak anlamlı derecede fazla olduğu tespit edildi (p<0.05). Sonuç olarak iskeminin hemen öncesi ve reperfüzyonun başlangıcında uyguladığımız antioksidan ajan kombinasyonunun iskemi-reperfüzyon hasarına karşı spinal kordun korunmasında faydalı olabileceği, bununla birlikte diğer koruyucu metot ve cerrahi tekniklerle kombine edilmesinin aortik cerrahi uygulanacak yüksek riskli hasta grubunda morbiditeyi azaltacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Spinal kord iskemisi, serbest oksijen radikalleri, aortik kros-klemp, parapleji, iskemi-reperfüzyon hasarı.