Subakromial Sıkışma Sendromunda artroskopik dekompresyon sonuçlarımız
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2010
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: VAHİT YILDIZ
Danışman: Ömer Selim YILDIRIM
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Son yıllarda artroskopinin gelişmesiyle, Subakromiyal sıkışma sendromu( SSS)'nda artroskopik dekompresyon sık başvurulan bir tedavi yöntemi haline gelmiştir. Çalışmamızda 2006 ile 2010 yılları arasında, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğinde, subakromiyal dekompresyon uygulanan, SSS' lu hastaları değerlendirmeye aldık.Yapılan arşiv taraması sonucunda, bu tedavi yönteminin, 75 hastanın 79 omuzuna uygulandığı tespit edildi. Kendisine ulaşılıp, son kontrolleri yapılan 40 hastanın 40 omuzu çalışmaya alındı. Çalışmaya alınan 40 hastadan 22(%55) hasta erkek,18(%45) hasta kadın idi.Hastaların hepsine subakromiyal dekompresyon ve omuz eklem tuvaleti uygulanırken, 2 hastaya biri artroskopik, diğeri mini açık yöntem olmak üzere rotator kaf tamiri yapıldı.Değerlendirmeye alınan hastaların ameliyat edildikleri zamanki yaşları en küçük 21 yaş, en büyük 76 yaş olmak üzere, ortalama 49 idi. En kısa şikayet süresi 3 ay, en uzun şikayet süresi 240 ay, ortalama şikayet süresi 38 ay idi.Araştırmaya alınan 40 hastanın ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası boyun ağrısı, gece ağrısı ve omuz özel testleri, Mc.Nemar testi ile karşılaştırıldı. Omuz özel testlerinden, Yergason ve Speed hariç tüm testlerde ve tüm şikayetlerde anlamlı bir düzelme görüldü. SSS' nda omuza özel testler içerisinde en duyarlı testler; Hawkins ve Neer testi olmasına karşın, bunun yanında yaklaşık bu testler kadar duyarlı olan O' Brien testinin de mutlak yapılması gereken bir test olduğu kanısına varıldı.Wilcoxon Signed Ranks Testi sonucuna göre, omuz kas güçleri ve eklem hareket açıklıkları değerlendirildi. Triseps kası hariç, ameliyat sonrası ve öncesi ölçülen ortalama kas güçlerindeki ve eklem hareket açıklıklarındaki artış istatistiksel olarak anlamlı bulundu.Aynı test sonucuna göre; ameliyat öncesi ve sonrası karşılaştırılan CONSTANT, UCLA, ASES, Omuz Özürlülük ve VAS Ağrı skorlamalarında anlamlı bir düzelme görüldü. SSS'lu hastalara yapılan tüm bu skorların duyarlılığının yaklaşık olarak aynı olması, hastaları değerlendirmede bu skorlamalardan sadece birinin kullanılmasının yeterli olacağı şeklinde yorumlandı.Yine Wilcoxon Signed Ranks Testi sonucuna göre; ameliyat öncesi ve sonrası radyolojik olarak ölçülen subakromiyal mesafenin, korakohumeral mesafenin ve humerus merkezi ile glenoid merkezi arasındaki yükseklik farkının, ameliyat sonrası ölçümlerde artış göstermesi, istatiksel olarak anlamlı bulundu. Buna karşın aynı ölçümler karşı sağlam omuzla karşılaştırldığına, istatiksel olarak anlamlı bir sonuç elde edilmedi.Bu araştırmamızda ameliyat öncesi maruz kalınan travmanın, kronik hastalık varlığının, fizik tedavi görmüş olmanın ve intraartiküler enjeksiyon yapılmış olmanın, ameliyat sonrası tedavi sonuçlarıyla olan korelasyonu Spearman's korelasyon testi ile karşılaştırıldı. Yine aynı şekilde ameliyattan önce yapılan radyolojik impingement evrelemelerinin (Zlatkin, Seeger ve Patte) de ameliyat sonrası tedavi sonuçlarıyla olan korelasyonu Spearman's korelasyon testi ile karşılaştırıldı. Bu sonuca göre; travmanın, kronik hastalık varlığının ve intraartiküler enjeksiyon uygulanmasının, ameliyat sonucu ile arasında herhangi bir korelasyon görülmezken, ameliyat öncesi fizik tedavi görme ve impingement evresi ile ameliyat sonucu arasında bir korelasyon olduğu saptandı.Yapılan muayenelerde ve radyolojik incelemelerde 1 (%2.5) hastada Tip 1, 24 (%60) hastada Tip 2, 15 (%37.5) hastada ise Tip 3 Akromiyon mevcut idi. Bu akromiyon tiplerinin tedavi sonuçlarına olan etkileri Kruskal Wallis Testi ile değerlendirildi. Bu değerlendirmeye göre; akromiyon tipinin tedavi sonucunda etkili bir faktör olduğu görüldü.Operasyon sırasında 14 (%35) hastada eksternal impingement, 2 (%5) hastada internal impingement, 24 (%60) hastada eksternal+internal impingement sendromu görüldü.Tedavi sonrasında araştırmaya aldığımız olgular içerisinde, komplikasyon olarak 8(%10) hastada biseps tendinit, 2(%5) hastada triseps tendinit, 4(%10) hastada nöropraksi görüldü. Biseps tendiniti olan hastaların 2 sine kortikosteroid enjeksiyonu yapıldı. Bu hastaların tamamının fizik tedaviden sonraki 8. hafta kontrollerinde hiçbir komplikasyon görülmedi.Özet olarak; hastanın gerek hastanede yatış süresinin, gerekse operasyon süresinin kısa olması, açık yöntemlere göre erken mobilizasyon ve iyileşme sağlaması ve komplikasyonlarının daha az olması nedeniyle subakromiyal dekompresyon, SSS' nun tedavisinde etkili ve güvenilir bir yöntemdir. Uygun vakalarda subakromiyal dekompresyon sonuçları oldukça yüz güldürücüdür.