Disfonksiyonel uterin kanamalı hastalarda Estradiol valerate + Norgestrel (Cyclo-progynova®) veya 17-beta estradiol + Norethisterone acetat(Trisequens®) tedavisinden önceki ile sonraki östrojen ve progesteron reseptör düzeyinin karşılaştırılması ve bu tedavilere klinik cevabın incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2009

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Mevlüde Ayık

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Metin İNGEÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada amacımız, disfonksiyonel uterin kanamada Estradiol valerate + Norgestrel (Cyclo-progynova®) veya 17-beta estradiol + Norethisterone acetate (Trisequens®) tedavisinden önceki ile sonraki östrojen ve progesteron reseptör düzeyini karşılaştırmak ve bu tedavilere klinik cevabı incelemekti.Çalışmaya 01.12.2007 tarihi ile 01.12.2008 tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakultesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği'ne başvuran disfonksiyonel uterin kanama (DUK) tanısı konulan 60 hasta dahil edildi.Çalışmaya alınan hastaların endometrial kalınlık, tedavi öncesi hemogram, hemotokrit, endometrial kalınlık, siklus süresi, tedavi sonrası hemogram, hemotokrit, endometrial kalınlık, siklus süresi ve demografik özellikleri arasında fark yoktu. Tedavi öncesi ve tedavi sonrası kanama süreleri Trisequens kullanan hastalarda daha kısa idi. Tedavi ile östrojen reseptörlerinde (ER) oluşan değişiklik her iki gruptada anlamlı iken, progesteron reseptörlerinde (PR) oluşan değişiklik Cycloprogynova grubunda anlamlı idi. Fakat bu fark tedaviye cevapta belirgin bir değişikliğe neden olmadı. İki grup arasında ER ve PR' lerinde oluşan değişiklikler anlamlı değildi. Her iki tedavide de, hemogram, hemotokrit değerinde artma, siklus süresinde uzama, kanama süresinde azalma ve endometrium kalınlığında azalma anlamlı iken, ilaçlar arasında birbirine farklılık tespit etmedik. Yalnızca kanama süresinde azalma Cycloprogynova ile daha fazla idi.Sonuç olarak, DUK tedavisinde hormonal preparatlar ile alınan klinik yanıtlar ER ve PR düzeyindeki azalmalar ile ilişkilidir. Tedavi başlangıcında reseptör düzeyinin tespiti ile klinik cevap arasında bir ilişki kurulabilir. Farklı tedavi modaliteleri üzerinde yapılacak karşılaştırmalı çalışmalar ile reseptör düzeyinde etki-klinik cevap ilişkisi daha da detaylandırılabilir. Çok daha geniş gruplarda yapılacak çalışmalar reseptör subtiplerini içererek belki de farklı hormonal preparatların hangi tip reseptör baskınlığında daha etkin olabileceğini göstererek, DUK sebepli histerektomi oranlarını azaltabilecektir.