ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNE KAYITLI KRONİK HASTALIĞI OLAN BİREYLERDE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI DÜZEYİ İLE SAĞLIK ANKSİYETESİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUHAMMED DOĞAN

Danışman: İdeal Beraa Yılmaz Kartal

Özet:

1. GİRİŞ VE AMAÇ

Sağlık okuryazarlığı terimi ilk defa 1974 yılında Simonds tarafından oluşturulan “Sağlık Eğitimi ve Sosyal Politika” adlı makalede kullanılmıştır.  Sağlık okuryazarlığı teriminin yaygınlaşmaya başlaması ise 1986 yılında Ottawa’da yapılan “Uluslararası Sağlığı Geliştirme Konferansı’’ sonrası başlamıştır. Zamanla önemi giderek artamaya başlayan sağlık okuryazarlığı kavramını Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 1998 yılında yayımladığı “Sağlığın Geliştirilmesi Sözlüğünde”, "bir bireyin sağlıkla ilgili bilgiye ulaşması, anlaması ve sağlığını geliştirici yönde bu bilgiyi kullanması için motivasyonunu ve yeteneğini belirleyen sosyal ve bilişsel beceriler" şeklinde tanımlamıştır (1).

Modern sağlık sistemleri, hizmetlerinden yararlanan bireylerden giderek daha fazla sorumluluk beklemektedir. Sağlık hizmetlerinde artan öz sorumluluk, bireylerin sağlıklarını koruma ve yönetme konusunda daha aktif bir rol üstlenmelerini zorunlu kılmaktadır. Bu da, bireylerin sağlıkla ilgili bilgileri doğru bir şekilde anlamaları, kendi sağlıkları ve başkaları adına bilinçli kararlar almaları gerektiği anlamına gelmektedir. Bu süreçlerin tümünde, sağlık okuryazarlığı becerilerinin önemi büyük bir rol oynamaktadır (2). Bu durumun nedeni, hastaların sağlıklarıyla ilgili karar süreçlerine etik bir şekilde katılmalarının gerekliliği olarak açıklanabilir. Yapılan araştırmalar, hastaların bu süreçlere dâhil olmasının, hasta bilgi düzeyini artırdığını, hasta memnuniyetini yükselttiğini, kaygı seviyelerini azalttığını ve tedavi sürecine olumlu katkılar sağladığını ortaya koymaktadır (3).

Sağlık hizmeti sağlayıcıları ile hastalar arasındaki sorumlulukların paylaşılması ve tarafların birbirlerini daha iyi anlaması, sağlık okuryazarlığıyla doğrudan ilişkilidir. Sağlık okuryazarlığı yüksek olan bireyler, sağlık hizmetlerine zamanında başvuru yapabilir, sağlık sistemini daha iyi kavrayabilir ve doktorlarının önerilerini daha etkili bir şekilde uygulayabilirler. Yapılan araştırmalar, sağlık okuryazarlığının yalnızca sağlık hizmetlerinin kullanımını değil, aynı zamanda sağlığın iyileştirilmesi, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi ve hastalıkların erken teşhisiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır (3).

Türkiye’de yapılan ilk geniş ölçekli saha çalışması olan 2014 yılı Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Araştırmasında Avrupa Sağlık Okur-yazarlığı anketi Türkçeye çevrilerek veri toplamada kullanılmıştır. Türkiye toplumunun %64,6’sının yani erişkin nüfusun 35 milyonunun “yetersiz ya da sorunlu” sağlık okuryazarlığı kategorisinde yer aldığı tespit edilmiştir. Değiştirilemeyen bir faktör olan yaşla beraber, iyileştirilebilecek faktörler olan düşük eğitim düzeyi ve sosyoekonomik düzey sorunlu sağlık okuryazarlığının nedenleri olarak saptanmıştır (4).