Kronik Myeloid Lösemi Vakalarında Bcr-abl1 İlişkili MikroRNAların Ekspresyon Düzeylerinin Klinik ve Moleküler Parametreler ile İlişkisinin İncelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Ömer YAKAR

Danışman: Çiğdem Yüce Kahraman

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Kronik myeloid lösemi (KML) 9. ve 22. kromozomların translokasyonu sonucu oluşan BCR-ABL füzyon geni zemininde gelişen bir hematopoetik malignitedir. BCR-ABL1 geni KML hastalarının %95'inde saptanmaktadır. Hastalığın tedavisinde hedeflenmektedir ve takibinde önemli bir parametredir. MikroRNA'lar onkogenik ve tümör süpresor özellikleri gösterilmiş küçük RNA molekülleridir. Bu çalışmamızın amacı BCR-ABL1 molekülü ilişkili miRNA'ların KML gelişimi ve prognozundaki rollerinin aydınlatılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Polikliniği'ne rutin olarak başvuran, yaşları 25 ile 95 arasında olan, 25 tedaviye duyarlı ve 25 tedaviye dirençli KML hastasından ve sağlıklı olduğu gösterilmiş, yaşları 25 ile 95 arasında değişen 50 bireyden periferik kan alınarak gerçekleştirildi. Bu örneklerden total RNA izole edilerek cDNA'lar sentezlendi. Bu cDNA'lar kullanılarak spesifik miRNA düzeyleri qRT-PCR ile belirlendi. Bulgular: KML hastalarında miRNA ekspresyon düzeylerinin düşük olduğu gözlenmiştir. Tedaviye dirençli (R) grubundaki miR-23a ve miR-152-3p düzeylerindeki azalma istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur. Tedaviye duyarlı (S) ve R grubundaki miR-138 ekspresyon düzeyi ise kontrol grubuna kıyasla yüksek bulunmuş, R grubundaki artış istatistiksel olarak anlamlılık göstermiştir. Tartışma ve Sonuç: Literatürde, KML gelişimi ve prognozunu aydınlatabilecek miRNA'lara ait çalışmalar bulunmakla birlikte henüz klinikte kullanılabilecek bir biyobelirteç elde edilememiştir. Çalışmamızda imatinib'e duyarlı ve dirençli hastalar arasında miRNA düzeylerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla beraber, tedaviye dirençli hasta grubunda, miR-23a ve miR-152-3p ekspresyonlarının düşüklüğü ve miR-138 ekspresyonunun fazlalığı ile direnç mekanizması arasında bir ilişki olduğunu, bu alanda daha fazla örnekle ve daha kapsamlı (miRNome) yaklaşımlarla bu mekanizmanın daha net aydınlatılabileceğini düşünmekteyiz. Böylece ilişkili miRna düzeylerinin ölçümüyle prognoz ve direnç gelişimi hakkında klinik ön görüde bulunulabileceği inancındayız.