Azotemi gelişen diabetik nefropatili hastalarda renin anjiyotensin aldosteron sisteminin dual blokajının proteinüri ve böbrek fonksiyonları üzerine etkileri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2006

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HATİCE ODABAŞ

Danışman: İlyas ÇAPOĞLU

Özet:

Azotemi gelişen diabetik nefropatili hastalarda renin anjiyotensin aldosteron sisteminin dual blokajının proteinüri ve böbrek fonksiyonları üzerine etkileri Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de diabetes mellitus (DM)'lu hastaların ortalama yaşam sürelerinin uzamasına paralel olarak diabetik nefropati (DN)'ye bağlı son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) olguları giderek artmaktadır. Hipertansiyon, diabetin bütün vasküler komplikasyonlarının şiddetlendiren, hastalığın prognozunu belirgin bir şekilde etkileyen bir risk faktörüdür. Bu nedenle, diabetik hastalarda görülen hipertansiyonun kontrol altına alınması en az diabetin kontrolü kadar önem taşımaktadır. Tip 1 DM'lu hastaların %30-50'sinde DN mevcutken tip 2 DM'lu hastalarda bu oran %10-15 kadardır. Ancak tüm DM'luların %90'ını tip 2 diabetikler oluşturduğundan SDBY olguların çoğu tip 2 diabetiklerdir. Kontrollü klinik çalışmalar, DN'li hastalarda anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörlerinin (ACEİ) hastalık ilerlemesini yavaşlattığım göstermiştir. ACEİ'lerinin bu etkileri, anjiyotensin II (ATII) oluşumunun önlenmesiyle ilgilidir. ATII oluşumunun azalması ile, sistemik ve glomerüler hipertansiyon daha iyi kontrol altına alınır, daha az proteinüri görülür, anormal interstisyel ve glomerüler matriks proteinlerinin oluşumunun azalması suretiyle önemli yararlı etkiler görülür. DN'de, tüm bu yararlı etkilerin oluşabilmesi için ATII etkisinin tümüyle inhibe edilmesi esas amaçtır. ACEİ ile yapılan tedavide, ATII oluşumu azalırken tamamıyla bloke edilemez. Gerek ACEİTeri gerekse ATII reseptör blokörleri renin anjiyotensin aldosteron sistemini değişik seviyelerde bloke ederek hastalık ilerlemesini yavaşlattığı iyi bilinen bir özellik olup bu iki ilacın kombine kullanılmasıhalinde renoproteksiyon açısından ek yararlar sağlanabileceği klinik çalışmalarla gösterilmiştir. Yapılan bu çalışma, toplam 45 hastayı kapsamaktadır. Çalışmaya katılan hastalar üç gruba ayrılarak, birinci gruba enalapril 10 mg/gün, ikinci gruba irbesartan 300 mg/gün, üçüncü gruba enalapril 10 mg/gün + irbesartan 300 mg/gün verildi. İlaçların, proteinüri, elektrolitler, böbrek fonksiyon testleri ve ortalama arteriyal kan basınç (OAKB) üzerine olan etkileri karşılaştırıldı. İstatistiksel değerlendirme için "SPSS for Windows 10.0" istatistik programıyla Wilcoxon rank testi ve Kruskal-Wallis varians analizi testi kullanıldı. İstatistiksel olarak anlamlılık değeri için p <0.05 kabul edildi. Tedavinin 6. ayı sonunda enalapril ve irbesartan kullanan hastalarda proteinüri tedavi öncesi döneme göre anlamlı düşüş gösterdi. Enalapril ve irbesartanı kombine olarak kullanan grupta, proteinürideki azalma her bir ilacm tek basma kullanımıyla kıyaslandığında daha belirgindi. Her üç grup hastada da OAKB belirgin olarak düşmüş olup proteinürideki azalmanın OAKB'ndaki azalmadan bağımsız olduğu görüldü. Her üç grupta da tedaviye ilişkin bir yan etkiye rastlanılmadı. Sonuç olarak, enalapril ve irbesartanın antiproteinürik etkileri birbirine benzer olup, her iki ilacın kombine kullanımında antiproteinürik etki daha belirgindi ve bu etkinin antihipertansif etkiden bağımsız olduğu tesbit edildi.