Lise öğrencilerinde depresyon, obsesif kompülsif bozukluk ve kişilik yapısı arasındaki ilişkinin incelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BÜŞRA ÖZALP BAYRAM

Danışman: İsmail Seçer

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu araştırmada lise öğrencilerinde depresyon belirtileri ile Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) ve kişilik yapısı arasındaki yordayıcı ilişkiler ve depresyon belirtilerinin çeşitli değişkenlere göre farklılaşma durumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırmada betimsel ve ilişkisel tarama desenleri kullanılmıştır. Araştırmanın hedef evreni 2017-2018 Eğitim Öğretim yılında Erzurum şehir merkezinde devlet okullarında öğrenim görmekte olan lise öğrencileridir ve araştırma örneklemi bu evrenden çok aşamalı örnekleme yöntemi mantığına uygun olarak küme örnekleme, büyüklüğe oranlı örnekleme ve uygun örnekleme yöntemleri kullanılarak % 95 güven aralığında ulaşılan 397 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Çocuklar için Depresyon ve Anksiyete Ölçeği", "OKB Ölçeği Çocuk Formu" ve "Beş Faktör Kişilik Ölçeği" kullanılmıştır. Veri analiz sürecinde kayıp veri, uç değer, homojenlik ve normallik analizleri yapılarak parametrik kriterler gözden geçirilmiştir. Bulgular: Araştırmanın betimsel tarama kısmından elde edilen bulgular lise öğrencilerinin depresyon belirtilerinin cinsiyete, barınma durumuna ve öğrenim görülen okul türüne göre anlamlı farklılaşma göstermediğini ancak yaşlarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığını göstermiştir. İlişkisel tarama boyutundan elde edilen bulgular ise OKB ve kişilik yapısının lise öğrencilerinin depresif belirtilerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Sonuç: Araştırma sonuçları yaş faktörünün lise öğrencilerinde depresif belirtiler için önemli bir belirleyici olduğunu ve lise öğrencilerinde kişilik yapısının ve OKB'ye ilişkin niteliklerin depresif belirtiler açısından önemli bir risk kaynağı oluşturduğunu göstermektedir. Bu bağlamda ergenlerde depresyona ilişkin önleyici ve rehabilite edici uygulamalarda araştırmadan elde edilen bu sonuçların göz önünde bulundurulmasının yararlı olacağı düşünülmektedir.