Yakın tarihimizde askerî ve mülkî bürokraside tasfiyeler, askerî ve mülkî heyet-i mahsûsalar


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2011

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ASAF ÖZKAN

Danışman: Sinever Esin Dayı

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

II. Meşrutiyet'in ilanından sonra iktidara gelen İttihât ve Terakkî Cemiyeti, çıkardığı kanun ve kararnamelerle II. Abdülhamit dönemi askerî ve sivil bürokrasisini tasfiye ederek yerine kendi ideolojilerine bağlı bir bürokrasi oluşturmaya çalıştı. Bu tasfiye politikalarından zarar görenler İttihat ve Terakkî Cemiyeti'ne karşı dönemin muhalefetiyle birlikte hareket ettiler.30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra İttihât ve Terakkî Cemiyeti iktidardan düşünce yerine önceki dönemin muhalifleri iktidara talip oldular. En büyük destekçileri de önceki dönemde tasfiye edilmiş askerî ve sivil bürokrasinin üyeleriydi. Mütareke döneminin başta Damat Ferit Hükümetleri olmak üzere İstanbul Hükümetleri, İtilaf Devletleri'nin işgalleri karşısında sessiz kalırken, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başlayan Millî Mücadele'yi İttihatçılık olarak değerlendirdikleri için karşı çıktılar. Bu dönem içerisinde de Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ve İstanbul Hükümetleri arasında askerî ve sivil bürokrasiyi kontrol etme konusunda sert bir mücadele yaşandı.Millî Mücadele'nin başarıyla sonuçlandırılması üzerine Ankara Hükümeti İstanbul Hükümeti'ne bağlı askerî ve sivil bürokrasiyi Millî Mücadele'ye katılıp katılmamalarına göre yeniden istihdam edip etmemeye karar verdi. İstanbul Hükümeti'nden devralınan bürokrasinin durumunu tetkik etmek üzere de Askerî ve Mülkî Heyet-i Mahsûsalar adlı tasfiye kurulları oluşturuldu. Bu kurullar vasıtasıyla birçok kişi tasfiyeye tabi tutuldu. Bu tasfiye politikaları sırasında kendilerine haksızlık yapıldığını iddia edenlerin durumu yeniden kurulan Âli Karar Heyeti tarafından yeniden gözden geçirildi.Sonuç olarak 26 Haziran 1938 tarihli Af Kanunu ile Heyet-i Mahsûsa tarafından aleyhlerinde karar verilenler affedildiler. Daha sonra 1952 yılında çıkarılan bir kanunla bunların emeklilik hakları geri verildi.