Preterm bebeklerde duktus arteriyozus insidansı ve trombositopeni ile ilişkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÜLAY DAL DEMİRELLİ

Danışman: İbrahim CANER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışma, trombosit sayısı ile preterm yenidoğanlarda patent duktus arteriyozus (PDA) insidansı ve/veya kapanması arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemek için yapılmıştır. Çalışma Tasarımı ve Konular: Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi (YYBÜ)'nde yatan, PDA (n = 175)'sı olan ve PDA'sı olmayan (n = 212) prematüre bebekler (≤32 gebelik haftası) geriye dönük olarak değerlendirildi. PDA'sı olan hastalar yaşamın ilk 3-5 gününde, ekokardiyografik bulgulara ve klinik takibe göre hemodinamik olarak önemli PDA'sı (HoöPDA) olup ve olmamasına göre iki gruba ayrıldı. Hemodinamik olarak önemli PDA, ekokardiyografik incelemede iç duktal çapın ≥ 1.5 mm ve/veya sol atrium LA/ aort kökü oranının ≥ 1.5 olması olarak tanımlandı. Her iki grupta bebeklerin trombosit sayıları ve ortalama trombosit hacmi (MPV) ve trombosit dağılım genişliği (PDW)'ni içeren trombosit endeksleri yaşamın ilk 24 saatinde kaydedildi. HoöPDA'sı olan bebeklere ibuprofen başlandı ve duktusun kapanmasını değerlendirmek için 48 saat sonra ekokardiyografik inceleme tekrarlandı. Bulgular: PDA'sı olan bebeklerin ortalama gebelik yaşı ve doğum ağırlığı PDA'sı olmayan bebeklere göre istatistiksel olarak daha düşük bulundu (p<0.0001). PDA'sı olan bebeklerde ortalama trombosit sayısı PDA'sı olmayan bebeklerden istatistiksel olarak daha düşüktü. Multivaryans analizde, PDA bağımsız olarak MPV, sepsis, Mekanik ventilasyon (MV) ve antenatal steroid kullanımı ile ilişkili bulunmuştur. Trombosit sayısı ve PDW, PDA insidansı üzerinde herhangi bir etkiye sahip değildi. Bununla beraber, iki grup arasında trombositopeni insidansı açısından anlamlı bir fark vardı (p = 0.001), ve trombositopenik bebeklerde PDA görülme riski trombositopenik olmayanlara göre 2.3 kat artmış olarak tespit edildi. İbuprofen tedavi sonrasında duktus kapanan veya persiste eden bebeklerin ortalama trombosit sayımları benzer bulundu. Sonuç: PDA trombosit sayısı ile ilişkili değildi, bununla beraber MPV PDA için bağımsız bir belirleyici olarak tespit edildi. Trombositopeni hemodinamik anlamlı PDA ile ilişkili bulunmamasına rağmen, duktal açıklık için bir risk faktörü olabilir. Medikal tedavi sonrasında duktal açıklık veya kapanma ile trombosit sayısı arasında bir ilişki gösterilememiştir. Anahtar Sözcükler: Prematürite, Patent Duktus Arteriyozus (PDA), Trombosit Ortalama Trombosit Hacmi (MPV), Trombosit Dağılım Genişliği (PDW)