Siegfried Lenz'in öykü ve romanlarında hayatın anlamlandırılmasına yönelik sorgulamalar
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Alman Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ADEM YAŞAR KISA
Danışman: Ahmet Uğur Nalcıoğlu
Özet:Büyük emek ve özverili araştırmalar sonucunda ortaya çıkan bu tez çalışmasının amacı Alman edebiyatında önemli bir yere sahip olan Siegfried Lenz'in ruh dünyasını yansıtan öykü ve romanlarından hareketle insanoğlunun var olduğu günden beri kafasını kurcalayan hayatın anlamı bilmecesini ortaya koymak, konuya farklı bakış açıları geliştirmek, insanların hayatın anlamını biraz daha fazla sorgulamasını sağlamak, mutlu, anlamlı bir hayat sürmelerinin yollarını gün yüzüne çıkarmak ve günümüz modern dünyasının var olan sosyal, ekonomik, toplumsal, kültürel, siyâsi, psikolojik vb. problemlerini masaya yatırıp, bu problemlerin çözüm yollarını ortaya koymaktır. Bu amaçla tezin birinci bölümünde Siegfried Lenz'in kişiliği, edebî yönü, ortaya koyduğu romanları, ikinci bölümünde ise kaleme aldığı öyküleri incelenmiştir. Metin odaklı olan bu inceleme sayesinde Siegfried Lenz'in hayata bakış açısı, hayatın anlamına yönelik görüşleri ortaya konulmuştur. Hayatın anlamının çok yoğun bir şekilde sorgulandığı günümüzde Siegfried Lenz'in kaleme aldığı bu eserler varoluşsal boşluktan çıkmaya çalışan günümüz insanı için önemli bir rehber niteliğinde olacaktır. Bu tez çalışmasının temelini oluşturan hayatın anlamı sorgusu günümüzde her zamankinden daha fazla sorgulanır hâle gelmiştir. Bunun nedenlerine baktığımızda karşımıza insanoğlunun varlığını, varlığının öncesini ve sonrasını anlamlandırma çabası, varoluşsal boşluktan kurtulma isteği, anlamlı, mutlu ve ebedî yaşamı elde etme arzusu, sanayi devrimi ile hız kazanan sömürgecilik faaliyetlerinin toplumlara verdiği maddi ve mânevi zarar, makineleşme, kapitalizm, materyalizm, Hâbil ile Kâbil'den beri günümüze kadar devam eden kıskançlıklar, savaşlar, ölümler gibi birçok faktör çıkmaktadır. Bugünkü gelinen noktada modern ya da modernleşme yolunda ilerleyen toplumların geçmiş yüzyıllara göre refah seviyeleri yükselmiş, maddi imkânları artmıştır. Fakat maddiyattaki ve maddedeki bu artış insanoğlunun anlamlı, mutlu ve huzurlu bir hayat sürmesinin kapılarını bir türlü aralayamamıştır. Günümüz modern insanları evden arabaya, yattan katlara, şık tasarımlı pahalı telefonlara, paha biçilmez takılara, sürekli değiştirilen ev eşyalarına, lüks ve rahat yaşama ulaşmalarına rağmen, ilkel dönemlerde ya da kırsal bölgelerde yaşayan toplulukların mutluluklarını arar hâle gelmiştir. Kısacası sanayi devrimi, kapitalizm, teknolojik gelişmeler, makineleşme, materyalizm, geçici istek ve arzular, anlık mutluluklar hayatı anlamlandırma noktasında yetersiz kalmış, bu gelişmeler günümüz insanına aldatıcı ve geçici mutluluktan, rekabetten, kıskançlıktan, sinir ve stresten, hayal kırıklıklarından, yalnızlaşmadan, korkudan, karamsarlıktan, yabancılaşmadan, bencillikten, düşmanlıktan vb. insan doğasına aykırı oluşumlardan başka bir miras bırakmamıştır. Bu acı gerçeğin farkında olan günümüz insanı Siegfried Lenz'in öykü ve romanlarında sık sık vurguladığı gibi ancak insani değerlere, kaybolan arkadaşlık, komşuluk ve akrabalık ilişkilerine önem vererek, doğayla barışık yaşayarak, barışla, sosyalleşerek, aşkla, sevgiyle, saygıyla, dayanışmayla, hoşgörüyle ve iyi niyetle, maddi değerler yerine mânevi değerlere ağırlık vererek, kalıcı ve yararlı işler yaparak, zamanını ve emeğini doğru yerde ve zamanda harcayarak, sorumluluklarını yerine getirerek, düşünerek, hayatın anlamını sorgulayarak, bu sorgulamaları anlamlandırarak aradığı anlam ve mutluluğa sahip olabilir. Anahtar Kelimeler: Hayatın Anlamı, Varoluşsal Boşluk, Sanayi Devrimi, Sömürgecilik, Kapitalizm, Materyalizm, Makineleşme, Mutluluk, Mâneviyat