METASTATİK KASTRASYONA DİRENÇLİ PROSTAT KANSERİNDE KEMOHORMONAL TEDAVİYE DİRENCİN BELİRLEMESİNDE SOX2 VE AGR2 BİYOBELİRTEÇLERİNİN KULLANILABİLİRLİĞİNİN ARAŞTIRMASI


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, TIBBİ BİYOKİMYA ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MAHSA BAYRAMI

Danışman: Esra Laloğlu

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Prostat kanseri, erkeklerde sık görülen kanser türlerinden biridir. Metastatik prostat kanseri, prostat kanserinin ilerlediği ve diğer vücut bölgelerine yayıldığı bir aşama olarak kabul edilir ve tedavi seçenekleri sınırlıdır. Kemohormonal tedavi, kanser hücrelerini hedeflemek ve büyümelerini kontrol etmek için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Bu tür kanserlerde, kemohormonal tedaviye karşı direnç gelişebilir. Bu nedenle, prostat kanserinde kemohormonal tedaviye direnç gelişimini belirlemek ve daha etkili tedavi stratejileri geliştirmek için biyobelirteçlerin kullanılması önemlidir. Böylece, hastaların hangi tedaviye yanıt vereceğini tahmin etmek ve tedavi seçeneklerini optimize etmek için biyobelirteçlerin kullanılması önemli bir araştırma konusu olabilir. Kastrasyon kişinin, cinsel faaliyette bulunma ve üreme yeteneğini geri dönüşümlü veya geri dönüşümsüz olarak sonlandırmak amacıyla yapılan tıbbi müdahalelerdir. Kastrasyona dirençli prostat kanseri (CRPC) serum testesteron seviyesinin kastre düzeyde olmasına rağmen biokimyasal ya da radyolojik progresyon gelişmesi durumudur. CRPC teşhisi için ön şart ise tüm sekonder hormonal manipulasyon seçeneklerinin mutlak kastrasyon düzeyinde denenmiş olmasıdır. Testesteronun kastre düzeyi < 50 ng/dL (< 1.7 nmol/L) olarak kabul edilir. Biyokimyasal progresyon, PSA (prostat spesific antijen) değerinin 2 ng/dL' nin üzerinde olmak koşulu ile bir hafta ara ile ölçülen üç PSA değerinin ikisinde nadir PSA değerinin %50'sinden fazla artış olmasıdır. Radyolojik progresyon ise kemik sintigrafisinde 2 ya da daha fazla yeni metastaz olması ya da yumuşak doku metastazlarında solid tümörlerde cevap değerlendirme kriterlerine göre yumuşak doku lezyonu olmasıdır. Literatüre baktığımızda SOX2 ve AGR2 çeşitli kanserlerin tanısında, prognozunun tahmin edilmesinde ve tedaviye yanıtın izlenmesinde kullanılan proteinlerdir. Bu proteinler, kanser hücrelerinin özelliklerini ve davranışını etkileyen genlerdir ve bu genlerin ifadesinin kanser hücrelerinin kemoterapi veya hormon tedavisine olan duyarlılığını etkileyebileceği düşünülmektedir. SOX2 (SRY[Sex Determining Region-Y]-Box-2), bir transkripsiyon faktörüdür ve hücrelerin büyümesini ve farklılaşmasını düzenleyen bir rol oynar. SOX2 ekspresyonu ile meme, akciğer ve prostat kanserleri dahil olmak üzere farklı tümör tiplerinin klinik saldırganlığı arasındaki ilişki çeşitli çalışmalarda gözlemlenmiştir. AGR2 (Anterior Gradient 2), kanser hücrelerinin yayılması ve tümör büyümesi üzerinde etkilidir. Sağlıklı kontrollerle karşılaştırıldığında akciğer, prostat ve yumurtalık kanseri hastalarının serum ve/veya plazma numunelerinde yüksek AGR2 protein seviyeleri tespit edilmiştir; bu durum, AGR2'nin umut verici bir kanser serum biyobelirteci olduğunu düşündürmektedir.