Modern heykelde hareket


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel Sanat Eğitimi Anasanat Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2011

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Naci EDİ

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Alimurat AKTEMUR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Hareket kavramı ilkçağdan günümüze kadar gelen süreç içerisinde dönem dönem anlatılmaya çalışılmıştır. Heykel sanatının gerçek anlamda hareket kavramına ulaşması XX. yüzyılda olmuştur. XIX. yüzyıldan itibaren gelişen pozitif bilimlerin verileri ışığında oluşan mobil hareket kavramı, zamanla heykel sanatını da etkilemiştir.İlk çağlardaki hareket kavramına göz attığımızda, pek sağlıklı ipuçları elde edemiyoruz. Zira bu dönemde estetik ve sanat kaygısı taşımayan, ihtiyaca yönelik ürünler söz konusudur. Dolayısıyla bunları, heykel sanatının teknik ve estetik anlayışı içerisinde değerlendirmek, sanatta hareket olgusuna varabilmek pek mümkün değildir. Daha sonraki dönemde insanların tüketici toplumdan üretici topluma geçişle birlikte yapılan heykel çalışmalarında, estetiksel ve sanatsal kaygılar görülmektedir. Özellikle Yunan, Mısır, Mezopotamya gibi uygarlıklarda görülen heykel sanatlarında estetik ve sanatsal kaygılar ön plana çıkmaktadır. Bu dönemlerde her toplumun heykel sanatındaki hareket kavramları karşımıza farklı çıkmaktadır. Bunda, toplumların sosyal, kültürel, dinsel, ekonomik ve coğrafi şartların etkisini görmekteyiz.Tüm bu uygarlıkların ve toplumların, bütün sanatlarda olduğu gibi heykel sanatında müthiş bir değişim ve gelişim evresinin yaşandığı bir Rönesans dönemi karşımıza çıkmaktadır. O güne kadar ki tüm kavramları yerinden sarsmaya başlamıştır. Gerçek anlamda skolâstik düşüncenin yıkılışı ve perspektifin bilimsel anlamda kullanılması diğer sanat kollarını etkilediği gibi heykel sanatını da etkilemiştir. Aslında Rönesansı tetikleyen en önemli etmenlerin başında heykel sanatı gelmiştir. Heykel sanatındaki hareket çok durağan bir yapıdan statik bir duruş olsa da yinede sanata bir anlatım hareketi kazandırmıştır. Ardından gelen Barok ve Rokoko sanat dönemlerinde heykel sanatı kütlesel hareketin zirvesine çıkmıştır. Bu dönemden itibaren bir duraklama sürecine giren heykel sanatı, sanatta devrimin yaşandığı Empresyonizm akımı ve Rodin'in çalışmalarıyla adeta yeniden küllerinden doğmuştur.XIX. Yüzyılda müthiş bir sanayileşme, pozitif bilimin gelişimi, sosyolojik yapıda insan sınıflarının doğuşu, gelenekçiliğin yıkılması gibi nedenlerin getirmiş olduğu veriler sanatı büyük bir ölçüde etkilemiş ve sanatta bir devrim yaşanmasına neden olmuştur. İşte bu etkilenme içerisinde neredeyse bitme noktasına gelmiş olan heykel sanatı artık kendinden sonra gelecek dönemleri de etkileyecek bir biçimde kendine yer bulmaktadır. Heykel sanatı hareket anlamında o güne kadar görülmemiş bir akıcılık ve ifade ruhuna kavuşmuştur. Hareket ayrıntıda değil ifadede verilmeye başlanmıştır.XX. yüzyıla geldiğimizde, gerçek anlamda mobil bir hareketlenme Alexander Calder'la başlamaktadır. Fiziksel bir hareket, maddelerin yer değiştirmesi anlamında hareketliliği getiren sanatçı artık heykel sanatında yeni bir çığır açmıştır. Hiçbir şeye son nokta koyamadığımız gibi heykel sanatında bir sonraki hareket kavramına kadar Calder'in mobil hareketi devam etmektedir.