ERZURUM ÇEVRESİNDEKİ BALTIK TARZI MİMARİ ÖRNEKLERİ
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Sanat Kuramı ve Eleştiri Anasanat Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Fehme TURACI TAŞPOLAT
Danışman: Ali Murat Aktemur
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kadim illerimizden biri olan Erzurum, stratejik konumu nedeniyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, her medeniyet kendinden izler bırakarak şehirde kültür ve sanat zenginliğinin oluşmasına katkıda bulunmuştur. XIX. yüzyıl dünyasında hızla artan endüstrileşme ve sosyokültürel değişim sanata da yansımıştır. Bu hızlı değişime ayak uydurmak isteyen Osmanlı Devleti, Sultan Abdülmecid döneminde (3 Kasım 1839) ilan edilen Tanzimat Fermanı ile başta askeriye olmak üzere, devlet yönetimi ve toplumu ilgilendiren birçok alanda batılılaşma hareketlerine gitmiştir. Ancak bu hızlı değişim ve gelişim sürecinde endüstriyel alanda batı ülkelerinden oldukça geride kalan Osmanlı Devleti, hâkim olduğu bölgelerde toprak kaybetmeye başlamıştır. XIX. yüzyılda gerçekleşen Osmanlı-Rus savaşlarında, Osmanlı Devletinin doğu sınırı Ruslar tarafından işgal edilmeye başlamıştı. Esasen Rusların yayılımcı hareketlerinin ana nedeni, Akdeniz'in sıcak sularına hâkim olabilme istediğidir. Anadolu'nun doğu bölgesini oluşturan Kars, Ardahan, Sarıkamış, Erzurum gibi stratejik yerler Rusların bu hayalini gerçeğe dönüştürebilmek için adeta bir köprü konumundaydı. Ruslar işgal ettikleri yerlere başta askeri birimler olmak üzere, kamusal ve dini yapılar inşa ederek kendi mimari anlayışlarını götürmüşlerdir. Geçmişte uygulanmış sanat akımlarının seçmeci bir şekilde bir araya getirilerek kullanılması olan eklektizm, XIX. yüzyıl sanatını oluşturmaktadır. Çin, Hint, Kuzey Afrika, Mağrip, Türk, İslam sanatları ve Batının (Helenistik ve Roma) sanatı olan romantik, gotik, rönesans, barok, rokoko, ampir gibi akımların, mimaride estetik kaygı gözetilerek bir arada uygulandığı görülmektedir. Beğenilerek kullanılan bu karma üslup İskandinav ülkelerinde de etkili olmuştur. Hollanda, İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya ve Kuzey Almanya'da oldukça etkili olan Baltık üslubu, Avrupa'ya ilk açılan Rus Çarı I. Petro tarafından çok beğenilmiş ve Rusya'nın Moskova, Kiev, Saint Petersburg gibi şehirlerinde Orta Rusya mimari öğeleri de eklenerek şehirlerin yapılaşmasında uygulanmıştır. Baltık mimaride simetri ve yapıların boyutlarında eşitlik dengesi en önemli özelliktir. Ön cephelerde gömme sütunlar bulunurken kenarlarda rustik işlemeler yer alır. Cepheler düzgün kesme taş malzemelidir. Girişler ana bedenden dışa taşıntılı olarak şekillenmiş, kapı ve pencereler dikdörtgen çerçeveli, basık yuvarlak kemerli, kemer kilit taşları ileri taşıntı yapacak şekilde vurgulanmıştır. Yapıların içi, peç adı verilen sistemle ısıtılır. Rus Mimarisi ile harmanlanarak kullanılan bu yeni mimari anlayış, Baltık mimari adı altında Batum, Kars, Sarıkamış ve Ardahan gibi şehirlerde Ruslar tarafından binaların şekillenmesinde uygulanmıştır. Denge sorunu çözümlenmiş, köşe ve orta akslar vurgulu, simetrik ve kolay anlaşılır yapılar, Anadolu'da da beğenilerek uygulanan Baltık tarzının etkilerini, Erzurum'un dini, sivil ve kamusal yapılarında da görmek mümkündür. Ancak Erzurum'da Baltık mimari üslubun etkileri dini, sivil ve kamusal yapılarda kendini göstermesine rağmen çalışılmayan bir konu olduğu dikkat çekmektedir. Erzurum ve çevresindeki Baltık tarzı mimarinin etkileri ve Baltık tarzı yapı örnekleri hakkında ayrıntılı bir çalışma yapılmadığı görülmektedir. Bu nedenle Erzurum'daki Baltık üsluplu yapılar hakkında lisansüstü tez çalışması yapma gereği hasıl olmuştur. Bu çalışmanın konusunu Erzurum ve çevresinde görülen Baltık tarzını yansıtan mimari örnekler oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Erzurum, Baltık Mimari, Baltık Tarzı, I. Petro