Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Banu Çiçek Dilfiruz
Danışman: Yasemin Çayır
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Tıpta kötü haber, hastanın veya hasta yakınlarının gelecek planlarını olumsuz etkileyen her türlü haber olarak tanımlanır. Kötü haber verme hekimler için en zor sorumluklardan biridir. Bir hekimin profesyonel şekilde kötü haber verebilmesi için öncelikle iyi iletişim becerilerine sahip olması gerekmektedir. Yapılan araştırmalar hekimlerin gerek mezuniyet öncesi dönemde gerekse mezuniyet sonrası dönemde kötü haber verme ile ilgili yeteri kadar eğitim almadıklarını göstermiştir. Üstelik hekimlerin büyük kısmı kendilerini kötü haber verme konusunda deneyimsiz ve yetersiz görmektedir. Uygun olmayan bir biçimde verilen kötü haber hastaların doktoruyla ilişkisini kesmesine, tedavide uyumsuzluğa, anksiyete depresyon gibi psikiyatrik problemlere neden olabilmektedir. Bu çalışmada Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ndeki araştırma görevlilerinin kötü haber verme deneyimlerinin ve bunu etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma Eylül-Aralık 2017 tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapıldı. Araştırmanın yapıldığı dönemde Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde toplam 318 araştırma görevlisi bulunmaktaydı. Hasta ile direk görüşmenin olmadığı mikrobiyoloji, radyoloji, patoloji gibi branşlardaki araştırma görevlileri çalışma dışı bırakıldı. Diğer araştırma görevlilerinden çalışmaya katılmaya gönüllü olan 232 kişi katıldı. Araştırma görevlilerinin bir kötü haber verme modeli olarak kabul edilen SPIKES (Setting up, Perception, Invitation, Knowledge, Emotions, Strategy and Summary) modeline göre ne kadar uygun kötü haber verdikleri değerlendirildi. Bu amaçla SPIKES modelindeki 6 başlık (ortam, algı, davet, bilgi, duygulanım, plan-özet) hakkında 20 soru hazırlandı ve beşli likert şeklinde cevap alındı. Ayrıca araştırma görevlilerinde kötü haber verme yöntemlerini etkileyebilecek faktörler sorgulandı. Veriler SPSS 20.0.0 paket programı ile analiz edildi. Tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra analizlerde Ki-kare ve Student T testi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların %57,3'ü (n=133) erkek, %57,3'ü (n=133) evli ve %70,3'ü (n=163) dahili bilimlerde çalışıyordu. Yaş ortalaması 29±3,5 yıl, meslekte toplam çalışma süresi ortalama 4,5±3,3 yıldı. Katılımcıların %64,7'si (n=150) mezuniyet öncesi dönemde kötü haber verme ile ilgili eğitim almamıştı. %90,9'u (n=211) ise mezuniyet sonrası dönemde kötü haber verme ile ilgili herhangi bir eğitim almamıştı. Kötü haber vermede kendilerini iyi görenlerin oranı %38 iken; %35,8'i zorlandıklarını bildirdiler. Araştırma görevlilerinin %24,1'i görüşme için sessiz bir oda ayarlarken, %60,8'i görüşmeye yeterince vakit ayırdıklarını ifade etti. Araştırma görevlilerinin %75,9'u hastalarıyla empati yaptığını ifade ederken; %69'u görüşme sırasında hastaların duygulanımına izin veriyordu. %84,9'u göz teması kurduğunu ifade etti. %43,1'i bilgi verirken üzgünüm/size daha iyi haber vermek isterdim gibi cümleler kuruyordu. Araştırma görevlilerinin %89,7'si hastaların soru sormasına izin verdiklerini, %88,4'ü hastalıkla ilgili net bilgi verdiklerini ifade etti. Araştırma görevlilerinin %40,1'i görüşme sırasında bilgi vermeden önce hastanın hastalığı hakkındaki bilgisini sorguladığını, %41,4'ü hasta ve yakınları ile takip görüşmesi ayarladıklarını ifade etti. Erkek araştırma görevlilerinin kadınlara göre daha fazla oranda (%66,7, %33,3 sırasıyla) her görüşme öncesinde kendilerini tanıttıkları görülmüştür (p<0,05) Sonuç: Kötü haber verme, hasta-hekim iletişiminde önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada araştırma görevlilerinin hem mezuniyet öncesi hem de mezuniyet sonrası dönemde kötü haber verme konusunda yeterince eğitim almadıkları tespit edildi. Araştırma görevlilerinin kendilerini kötü haber vermede yeterli görmedikleri anlaşıldı. Profesyonel kötü haber verme konusunda ise SPIKES protokolüne göre duygulanım başlığında daha iyiyken; ortamın ayarlanması, davet ve bilgi gibi başlıklarda yetersiz oldukları söylenebilir. Hekim için en zor sorumluluklardan biri olan bu iletişim becerisini kazandırmak için gerek mezuniyet öncesi gerekse mezuniyet sonrası dönemde eğitim ihtiyacı karşılanmalı ve araştırma görevlileri desteklenmelidir. Anahtar Kelimeler: hasta-hekim iletişimi, kötü haber verme, SPIKES protokolü