Erzurum İl merkezi 9-16 yaş grubu çocuklarda jinekomasti prevalansı


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2013

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SALİH DAVUTOĞLU

Danışman: Zerrin Orbak

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışma ile, Erzurum il merkezindeki ilköğretim okulları ve liselerde eğitim alan 9-16 yaş arası çocuklarda jinekomasti sıklığını belirleyip, jinekomasti tespit edilen olgularda nedeninin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada, Eylül 2011- Mart 2012 tarihleri arasında Erzurum İl Merkezindeki ilköğretim okullarında ve liselerde eğitim alan 9-16 yaş arasında değişen 1710 erkek öğrencinin jinekomasti açısından taranması yapıldı. Basit rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen il merkezinde bulunan 11 ilköğretim okulu ve lisede çalışma gerçekleştirildi. Her okuldan örnekleme alınacak öğrenciler, yaşa göre tabakalı örneklem yöntemiyle belirlendi. Jinekomasti saptanan 106 gönüllü hastaneye davet edildi. Hastaneye başvuran 50 pubertal jinekomastili adolesan grubu çocuk ile jinekomasti saptanmayan, takvim yaşı ve puberte evresi bakımından çalışma grubuna benzer 40 sağlıklı erkek adolesanda seks steroidleri, luteinize edici hormon, folikül stimülize edici hormon, seks hormon bağlayıcı hormon, dihidroepiandrosteron sülfat, prolaktin düzeylerine bakıldı. Estradiolün testosterone oranı ve serbest androjen indeksi hesaplandı. Bunların birbirleri ile olan ve boy, takvim yaşı, vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, meme disk çapları, testis volümü, cinsel gelişim evreleri ile olan ilişkileri incelendi. Bulgular: Çalışmamızda jinekomasti sıklığı %6.2 idi ve olguların yaş ortalaması 13.4 ± 1.3 yıl olarak saptandı. Olguların tamamı pubertal jinekomasti idi. Jinekomastisi olan olguların pubik kıllanma evrelerine göre dağılımları değerlendirildiğinde evre III?te 42 (%39.6) olgu ve evre IV?te 30 (%38.3) olgu ile en fazlaydı. Meme gelişimi 61?inde (%57.5) bilateral, 45?inde (%42.5) unilateraldi. Jinekomastili olguların %44.3?ünde emosyonel rahatsızlık bulunurken, %76.4?ünde jinekomastisi bulunan memesinde ağrı şikayeti vardı. Jinekomastili olgularda; total testosteron, vucüt kitle indeksi, estradiol/testosteron oranı, free androjen indeksi ve estradiol düzeyleri daha yüksek bulundu. Prolaktin düzeyleri arasında fark saptanmadı. Jinekomasti etiyopatogenezinde, VKİ?nin artışı riski arttıran bir faktör olarak bulundu. Jinekomastinin pik yaptığı Evre III ve Evre IV?de DHEA-SO4 düzeyi düşük, Evre II?den evre III?e geçişte LH düzeyinde kontrol grubuna göre artışın az, testosteron seviyesinin kontrol grubunda VI daha fazla artış saptandı (p<0.05). Ayrıca jinekomastili olgularda, evreler arası geçişte SHBG düzeyleri arasında anlamlı azalma olmaması, pubertal jinekomasti etiyopatogenezindeki önemini vurguladı. Sonuç: Jinekomastili olgularda serum testosteron düzeyi kontrol grubuna göre belirgin derecede yüksek bulunduğundan jinekomasti gelişiminde tek başına serum testosteron düzeyinin belirleyici olmadığı, jinekomasti etiyopatogenezinde başka faktörlerin rol aldığı söylenebilir. Jinekomastili olgularda estradiol/testosteron oranının ve estradiol düzeylerinin kontrol grubuna göre belirgin yüksek olması ve jinekomastinin pik yaptığı Evre III ve Evre IV?de DHEA-SO4 düzeylerinin kontrol grubu ile karşılaştırıldığında DHEA-SO4 düzeyinin azaldığı veya östrojene dönüşümünün artması jinekomasti gelişimine katkıda bulunabilir. Sonuçlar jinekomasti etyopatogenezinde serum estradiol düzeyi kadar DHEA-SO4 düzeyi ve estradiol/testosteron oranının da önemli olduğunu düşündürmektedir. Yine jinekomastili olgularda ilerleyen pubertal evreye rağmen serum SHBG düzeylerinde anlamlı derecede azalma olmaması, jinekomasti etiyopatogenezinde anahtar nokta olabilir. Yüksek FAI, jinekomasti riskini azaltan bir faktör olabilir. Anahtar kelimeler: Pubertal jinekomasti, serbest androjen indeksi, seks steroidleri, seks hormon bağlayıcı globulin, dihidroepiandrosteron/sülfat.