Büyülü gerçekçilik: Warner'in Çivit'i, Allende'nin Ruhların evi ve Alem'in Fatma'sında ataerki ve güç ile çatıșma
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İngiliz Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: MARYAM EBADİASAYESH
Danışman: Mehmet Fikret ARARGÜÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Büyülü gerҫekҫilik 1925 Almanya' da resim sanatında ortaya geldine rağmen, roman patlaması'nan Latin Amerika'da 1960lar'da tanınmaktadır. 1980lar dan beri bir popüler yazı yӧntemi olarak dünya ҫapında tanınmaktadır. Bir oxymoron olarak ve karıșık yapısı nedeniyle (büyülü artı gerҫekҫilik), eleștiricilerin dikkatini yakalamaktadır. Bazıleri onu sömürgecilik sonrası bir yontem adlandırır ҫünkü sömürgecilik sonrası ülkelerde yukselmiș, diğerleri ise onu postmodern bir yontem adlandırıp, onun ortaya ҫıkma zamanı ve kullanınan teknikler nedeniyle bu tür romanlarda. Șimdiki araștırma nasıl büyülü gerҫekҫilik kullanmasını, üҫ ҫağdaș kadın yazarların eserlerinde, Çivit ya da, Suları Haritalama (1992) İnglitereli yazar Marina Warner'den, Ruhlar'ın Evi (1982) Latin Americalı yazar Isabel Allende'den, ve Fatma: Arabistan romanı (2002) Suudi Arabistan yazar Raja Alem'den, gӧstermektedir. Bu ҫalıșma sozu geҫtiği yazarların büyülü gerҫekҫilik aracıyla nasıl kadınalrı güҫlendiriri gӧstermektedir. Revizyonli nostalji kullanmasiyla, bu eserler tarih sӧrecini yazılıșını güҫlüler' le değiștirmiș ve kadınların varlığını ve onların duyulmamıș hikayelerini dyumaktadır. Romanda kullanılan teknikler bile ataerki ve güҫ'le ҫatıșmanı gӧstermektedir.