Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Heykel Anasanat Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BÜŞRA POLAT BALTAŞ
Danışman: Önder Yağmur
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Sanat, insanlık tarihinin en eski ve en etkili ifade biçimlerinden biridir. İnsan, varoluşundan bu yana çevresiyle kurduğu ilişkiyi, yaşadığı duyguları, düşüncelerini ve ruhsal durumlarını sanatsal yollarla aktarma ihtiyacı hissetmiştir. Bu bağlamda sanat, yalnızca estetik bir üretim biçimi değil, aynı zamanda insanın kendini, dünyayı ve ötekini anlama ve anlatma çabasıdır. Tarih boyunca çeşitli kültürler ve medeniyetler, sanatı bir iletişim aracı olarak kullanmış; sanat aracılığıyla dini inançlarını, mitolojik anlatılarını, toplumsal değerlerini ve bireysel deneyimlerini ifade etmişlerdir. Sanatın temel sorularını, sınırlarını ve amacını irdeleyen sanat felsefesi, bu yönüyle sanatın düşünsel altyapısını oluşturur. Sanat nedir? Sanat eserinin değeri nasıl belirlenir? Estetik beğeni evrensel midir? Sanatın ahlaki, toplumsal ya da bireysel işlevi nedir? Gibi sorular, sanat felsefesinin temel tartışma alanlarını oluşturur. Bu tartışmalar yalnızca teorik düzeyde kalmaz; aynı zamanda sanat üretimini doğrudan etkiler. Sanatçının üslubu, kullandığı teknik, ele aldığı konu, biçimsel tercihleri ve hatta malzeme kullanımı gibi birçok unsur, doğrudan ya da dolaylı olarak felsefi bir arka plana sahiptir. Dolayısıyla sanat felsefesi, yalnızca sanat üzerine düşünmeyi değil, aynı zamanda sanatın nasıl üretildiğini ve nasıl algılandığını anlamayı da mümkün kılar. Heykel sanatı, bu düşünsel altyapının en somut formlarından biridir. Tarihin ilk çağlarından bu yana varlığını sürdüren heykel, insanın maddi dünyayla kurduğu ilişkiyi üç boyutlu bir biçimde ifade etme çabasıdır. İlkçağların idol heykellerinden Rönesans'ın idealize edilmiş figürlerine, modernizmin soyutlamacı anlayışına ve çağdaş sanatın sınır tanımayan yapısına kadar heykel sanatı, zaman içinde büyük bir dönüşüm geçirmiştir. Özellikle modern dönemde, heykelin yalnızca biçimsel değil, kavramsal olarak da değiştiği görülür. Bu değişim, yalnızca estetik anlayışlardaki dönüşümle değil, aynı zamanda felsefi paradigmalardaki kırılmalarla da doğrudan ilişkilidir. Modern heykel, klasik heykelin temsiliyet anlayışından uzaklaşarak, bireysel ifade, soyutlama, kavramsallaştırma ve malzeme çeşitliliği gibi unsurlarla kendine özgü bir dil geliştirmiştir. Bu bağlamda modern heykelin oluşumu, sadece teknik bir ilerleme ya da sanat tarihi içerisindeki doğal bir evrim olarak değil, aynı zamanda felsefi bir dönüşüm olarak değerlendirilmelidir. Modernizmin temel felsefi yaklaşımları —özellikle varoluşçuluk, fenomenoloji, yapısalcılık ve postmodern düşünce— heykel sanatında yeni ifade biçimlerinin ve yeni anlam katmanlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu tez, modern heykelin oluşumunu, sanat felsefesi bağlamında ele almayı amaçlamaktadır. Sanat felsefesinin temel kavramları ve yaklaşımları üzerinden modern heykelin nasıl şekillendiğini, hangi düşünsel temellere dayandığını ve hangi felsefi akımların bu oluşum sürecine katkı sağladığını incelemeyi hedefler. Bu amaç doğrultusunda tez üç temel bölümden oluşmaktadır: İlk bölümde sanat felsefesinin tarihsel gelişimi ve temel kavramları ele alınacak; ikinci bölümde modern sanatın ve özellikle modern heykelin oluşum süreci irdelenecek; üçüncü bölümde ise sanat felsefesinin modern heykel üzerindeki etkisi örneklerle açıklanacaktır. Çalışmanın en temel amacı, sanat üretiminin yalnızca estetik ya da teknik bir uğraş değil, aynı zamanda felsefi bir sorgulama alanı olduğunu ortaya koymaktır. Heykel sanatının tarihsel dönüşümünü anlamak, aynı zamanda insanın dünyaya bakışındaki değişimi de anlamaktır. Çünkü sanat, özellikle de heykel gibi maddi dünyayla doğrudan ilişki kuran bir disiplin, insanın varoluşsal sorularına verdiği estetik bir yanıttır. Bu yönüyle modern heykelin oluşum süreci, yalnızca sanat tarihi açısından değil, insanlık düşüncesinin evrimi açısından da büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, tez boyunca kullanılan tüm kavramsal yaklaşımlar, sanat felsefesinin sunduğu teorik çerçeveyle ilişkilendirilmiş ve heykel sanatının dönüşümü bu çerçeve üzerinden yorumlanmıştır. Böylelikle sanat ile felsefe arasındaki karşılıklı etkileşim ortaya konmuş; modern heykelin yalnızca biçimsel değil, aynı zamanda düşünsel bir süreç olduğu vurgulanmıştır.