Toplumsal Cinsiyetçi Bağlamda Siyasi Kimlik: 1971-2015 Yılları Arası Siyasal Aktör Olarak Kadının Yazılı Basında Sunumu


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Susin GÖREN KEKEÇ

Danışman: Raci Taşcıoğlu

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tez çalışması, geleneksel medyanın önemli bir uzantısı olan yazılı basın ve onun bir türü olan gazetelerin kadın siyasetçileri (bakanları) hangi kimliklerle temsil ettiği sorunsalına dayanmaktadır. Bir diğer ifadeyle, ulusal yaygın basında 1971-2015 yılları arasında Türk siyasal hayatında farklı siyasi partilerde bakanlık görevlerinde bulunmuş 19 kadın siyasetçiyi konu edinen haberlerde kullanılan söylemler ile söz konusu haberlere ilişkin yayımlanan görselleri (fotoğrafları) sorgulamakta ve araştırmayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, siyasal bir aktör olarak kadının -özellikle de siyasi kimlik ve kariyer açısından kadın bakanların- yazılı basında nasıl haberleştirildiğini konu edinmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın araştırma kısmında, "kadın bakanların görev süreleri boyunca yaygın yazılı basında siyasetçi ve icraatçı kimlikleriyle herhangi bir ötekileştirmeye maruz kalmadan mı haberlere konu oldukları yoksa siyasetçi kimlikleri bir tarafa bırakılarak toplumsal cinsiyetçi söylemle mi haberlerin odağında yer aldıkları?" sorusu eleştirel haber nosyonu çerçevesinde analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, üç bölümden oluşan bu tez çalışmasının ilk iki bölümünde literatür taraması yoluyla teorik çerçeve oluşturulmuştur. Üçüncü bölümde ise yaygın yazılı basın evreninden farklı yayın politikalarına sahip ve farklı toplumsal kesimleri temsil eden Cumhuriyet, Hürriyet ve Türkiye gazeteleri örnekleminde 26 Mart 1971-24 Kasım 2015 tarih aralığında konuya ilişkin toplanan haberler, nicel ve nitel içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, toplumsal cinsiyetçi söylemin medya aracılığıyla yeniden üretildiği ve dolaşıma sokulduğu tespit edilmiştir.