Özofagus kanserli hastaların demografik özelliklerinin sağkalıma etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BİNNUR CAN
Danışman: Mehmet BİLİCİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Özofagus Kanserli Hastaların Demografik Özelliklerinin Sağkalıma Etkisi Amaç: Çalışmamızda , bölgemizde sık görülen özofagus kanserine yönelik çok sayıda demografik özelliğin ve bununla birlikte bazı epidemiyolojik ve klinik faktörlerin sağkalıma etkisini araştırmayı hedefledik. Gereç ve Yöntem: 2013 ve 2020 tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji kliniğine başvuran, ayaktan ya da klinikte yatırılarak takip edilen hastalar retrospektif olarak değerlendirildi.Hastalara ait yaş, vücut kitle indeksi (VKI), cinsiyet, aldığı kemoterapi rejimleri, kırsalda ya da şehirde ikamet özellikleri, histopatolojik tanısı, tanı anındaki evresi, başvuru şikayeti, tanı anında hipertansiyon ve diabetes mellitus gibi komorbiditelerinin olup olmadığı, Eastern Cooperative Oncology Group (ECOG) performans skoru, kemoterapi protokolleri, kemoterapi sonrası değerlendirme görüntülemeleri, sigara ve alkol kullanım öyküsü, birinci derece yakınlarında (baba, anne ve kardeşleri dahil) özofagus kanseri, mide kanseri, karaciğer kanseri, pankreas kanseri ve kolorektum kanseri öyküsü gibi bilgiler incelendi. Bulgular: Çalışmamıza 192 hasta dahil edildi.Çalışmaya alınan popülasyonun 110'u exitus, 82 si sağ durumdaydı. Hastalarımızın 106'sı (%55) kadın, 86'sı (%45) erkekti. Hastaların yaşı 30 ile 86 arasında değişmekteydi. Ortalama yaş 61'di. Ortalama hayatta kalma süresi 44±4 ay (min. 38, max. 49 ay) idi.1 yıllık genel sağ kalım süresü (GSK) %78, 5 yıllık %33 idi. 65 yaş üstü kişilerde GSK süresi 65 yaş altı olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede kısaydı (p=0,03).Ailede kanser öyküsü mevcut olan hastalarda GSK süresi, aile öyküsü olmayan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede kısaydı (p=0,043). Komorbid hastalığa sahip kişilerde GSK süresi komorbiditesi olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede kısaydı (p=0,03).Erken evrede teşhis edilen hastaların GSK süresi, ileri evrede teşhis edilenlere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede uzundu (p<0,001). Başvuru anında ECOG 3 ve üstü performansa sahip hastalarda, ECOG performans skoru 0,1,2 olan hastalara göre GSK süresi istatistiksel olarak anlamlı derecede kısaydı (p=0,036). Neoadjuvan tedavi ile inoperable olup ve definitif veya palyatif tedavi alan hastalar kıyaslandı. Neoadjuvan tedavi alanlarda GSK süresi istatistiksel olarak anlamlı derecede uzundu (p=0,009). Herhangi bir tedavi almayan grup ile tedavi alan grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p=0,003). Tedavi sonrası kontrol pet raporunda tam yanıt raporlanan hastaların GSK süresi progresyon ve parsiyel yanıt olarak raporlananlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede uzundu (p<0,001).Aynı şekilde parsiyel yanıt olarak raporlanan hastaların GSK süresinde progresyon niks olarak raporlanan gruba göre güçlü derecede istatistiksel olarak uzunluk mevcuttu. Sonuç: Özofagus kanseri genelde geç belirti veren, bu nedenle küratif tedavinin mümkün olmadığı, ileri evrelerde tanı konulan, tüm tedavi olanaklarına rağmen sağkalımın düşük olduğu, oldukça mortal seyreden kötü prognozlu bir malignitedir. Bu çalışmada, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Medikal Onkoloji polikliniklerinde ve/veya kliniklerinde 2013-2020 yılları arasında takip edilen ve hali hazırda özofagus kanseri tanısı mevcut olan 192 hastanın kayıtları retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Sonuçlarımız analiz edildiğinde; özofagus kanserinde ortalama genel sağkalım süresi ile istatistiksel olarak ilişki olan parametrelerin yaş, hastalık evresi, ECOG skoru, aile öyküsü, komorbidite varlığı, PET raporunun progresyon lehine olması, neoadjuvan kemoradyoterapi öyküsü, palyatif amaçlı da olsa kemoterapi varlığı olduğu tespit edildi. Sonuç olarak ülkemizde de sık görülen ve yüksek mortaliteye sahip özofagus kanserlerinin erken tanısına yönelik ileriki zamanlarda ulusal tarama programları uygulanması düşünülebilir.Squamöz hücreli karsinom (SCC) ve adenokarsinom (AC) için her iki seride ortalama tanı konma yaşı 60 civarında olduğu düşünülürse 50 yaş sonrası tarama programları geliştirilebilir. Böylece özellikle Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde sık görülen kanser ölümleri önemli oranda azaltılabilir. Anahtar Kelimeler: özofagus kanseri, demografik özellikler, sağkalım, kemoterapi, radyoterapi