TOPLUMSAL CİNSİYET BAĞLAMINDA TÜRK DİZİLERİNDE FEMME FATALE KADIN TEMSİLLERİ: YASAK ELMA VE ZALİM İSTANBUL DİZİLERİNDEKİ FEMME FATALE KADIN KARAKTERLERİN İNCELENMESİ
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Gazetecilik Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: LEYLA KANCA
Danışman: Elif Küçük Durur
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kitle iletişim araçları arasında televizyon yeni medya mecralarının yaygınlığına rağmen bireyler üzerinde etkili olmaya devam etmektedir. Televizyon kültürü biçimlendirmekte ve toplumun değer yargılarını yeniden üreterek ataerkil yapının korunmasına hizmet etmektedir. Dolayısıyla ekranlarda yer verilen kadın-erkek temsilleri ve bu temsiller bağlamında kurgulanan toplumsal cinsiyet kimlik ve kalıp yargıları incelenmeye değer alanlar olarak durmaktadır. Televizyonun en çok izlenen programlarından olan yerli dizilerdeki kadın temsiller geleneksel toplumsal cinsiyet kalıp yargıları çerçevesinde kurgulanmakta ve cinsiyetçi söylemler içermektedir. Eril düzen içerisinde erkeğe göre konumlandırılan kadından iyi bir eş ve iyi bir anne olması istenmekte ve bu sınırların dışına çıkmaması salık verilmektedir. Yerli diziler de iyi kadın-kötü kadın karşıtlığına dayalı temsillerle bu eril anlayışı pekiştirmektedir. "Kötü kadın"lar olarak femme fatale'ler, aynı zamanda "güçlü kadın"ı temsil etmeleri bağlamında ataerkil ya da erkek egemen ideoloji için bir kırılma noktası oluşturmaktadır. Bu çalışmada da örneklem olarak belirlenen Zalim İstanbul ve Yasak Elma dizilerindeki femme fatale kadın temsillerinin, ataerkil ideolojiye karşı direnme potansiyelleri ve yine bu temsillerin geleneksel kodlarla eklemlenme durumlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak yapılan çözümlemeler, dizilerdeki femme fatale kadın temsillerinin ataerkil toplum yapısı için bir kırılma noktası oluşturmalarına rağmen bu karakterlerin geleneksel kodların dışına çıktıkları gerekçesiyle cezalandırıldıkları, erkek karşısında kalıcı bir başarı elde edemedikleri ve böylelikle ataerkil değerlerin sarsılmasının önüne geçildiği sonucuna varılmıştır. Dizilerdeki bu karakterler üzerinden kurgulanan söylemsel strateji, çoğunlukla kadınlardan oluşan izleyiciye, uyması gereken geleneksel rolleri ve kendisi için belirlenen sınırların dışına çıkmamasını hatırlatmaktadır.