Darbe ve darbe girişimlerinde genelkurmay başkanları (1960-1980)


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DOĞAN İPEK

Danışman: Elif Aktaş

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Türklerin, ilk çağlardan itibaren savaşçı bir toplum olduğu ve göçebe yaşam tarzını benimseyerek hayatlarını idame ettirdikleri bilinmektedir. Türkler, kurdukları devletlerde zamanla çeşitli ıslahatlar yapmışlar ve bu ıslahatlarda orduya ayrı bir önem vermişlerdir. Özellikle Osmanlı Devleti'nde birçok alanda ıslahat hareketine girişilmiş ve ordu ön planda tutulmuştu. 1845'e gelindiğinde Avrupai tarzda kurmay subay yetiştirmek amacıyla Erkân-ı Harp sınıfları açılmış ve Avrupa'dan getirilen uzmanlarla ordu modernize edilmeye çalışılmıştır. Cumhuriyet döneminde ise Harp Akademilerinden kurmay subaylar yetiştirilmiş ve bu subaylar ülkenin çeşitli bölgelerinde görevlendirilmişlerdir. Diğer taraftan cumhuriyetin ilk yıllarında Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâletinin kaldırılmasıyla yerine kurulan Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti (Genelkurmay Başkanlığı) 1980 yılına kadar büyük bir gelişme göstermiş ve ülke yönetiminde etkin bir rol üstlenmiştir. Özellikle sivil-asker ilişkilerinin adeta iç içe geçtiği 1960-1980 yılları arasında önemli bir karar mekanizması olarak gelişmelere yön vermiştir. 27 Mayıs 1960 Darbesinin gerçekleştirildiği dönemde Genelkurmay Başkanı olan Org. Rüştü Erdelhun, iktidar ile iyi ilişkiler kurmuş ve özelikle dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın ordu içerisinde en güvendiği kişi olmuştur. Org. Erdelhun'un iktidar yanlısı siyaseti ve özelikle ordudaki huzursuzluğun farkında olmayışı 27 Mayıs Darbesi'nin gerçekleşmesine önemli ölçüde etki etmiştir. Org. Erdelhun'un iktidar yanlısı tavırları ve iktidar partisinin orduyu değersiz kılmasına göz yumması onun adeta iktidarın bir üyesi gibi gözükmesine neden olmuştur. Yapılan darbe ile birlikte siyasiler gibi kendisi de Yassıada Mahkemelerinde yargılanmıştır. 27 Mayıs 1960 Darbesinden sonra Org. Erdelhun'un yerine getirilen Org. Ragıp Gümüşpala ise görev süresi boyunca ordunun ihtiyaçları ve gelişimi için çaba göstermiştir. Ordu ile iyi ilişkiler kuran Org. Gümüşpala, ülke yönetiminin ele alındığı önemli toplantılarda da yer almış ve TSK'yı en iyi şekilde temsil etmiştir. Kısa süren genelkurmay başkanlığından sonra parti kurarak siyasete atılmış ve bu süre zarfında da ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda emek sarf VI etmiştir. Kedisinden sonra genelkurmay başkanlığına atanan Org. Cevdet Sunay ise ordu ile iyi ilişkiler kurmuş ve Albay Talat Aydemir'in 22 Şubat 1962 ile 21 Mayıs 1963 darbe girişimlerinin engellenmesinde önemli bir role sahip olmuştur. Ordu ile iyi ilişkiler içerisinde olması ve iktidarda bulunan İsmet İnönü yanlı tavırları o dönemde dikkat çekmiştir. Org. Sunay, genelkurmay başkanlığı görevinden sonra Cumhurbaşkanı olmuş ve siyaset içerisinde yer almıştır. Kendisinin cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte yerine Org. Cemal Tural atanmış ve Org. Tural'ın askerî personel olmasına rağmen bir siyasi lider gibi bazı kurumlara ziyarette bulunması kamuoyunda yankı yaratmıştır. Emekliye ayrıldıktan sonra siyasete atılmış ve umduğunu burada da bulamamıştır. Org. Cemal Tural'ın ardından Org. Memduh Tağmaç genelkurmay başkanlığına atanmış ve ilk zamanlarda demokrasinin savunucusu olmuştur. Org. Tağmaç, 12 Mart 1971 Muhtırası gerçekleşmeden önce ordu ile siyasiler arasında dengeyi kurmaya çalışmış fakat ülkede yaşanan sorunlar karşısında huzursuz olan orduya daha fazla duyarsız kalamamış ve kuvvet komutanlarıyla birlikte 12 Mart 1971 Muhtırasına imza atmıştır. 12 Mart 1971 Muhtırasının verilmesiyle birlikte hükümet istifa ettirilmiş ve öne atılan reformlarla birlikte ülkenin huzurlu bir hâl alması için çalışmalar başlatılmıştır. Org. Memduh Tağmaç'tan sonra göreve atanan Org. Faruk Gürler ise ordu içerisinde sevilen bir komutan olmuş, yurt içi ve yurt dışı gezilerinde ülkeyi en iyi şekilde temsil etmiştir. Hedefi olan Genelkurmay Başkanlığı makamına oturduktan sonra siyasette yer almak isteyen Org. Gürler, cumhurbaşkanlığına aday olmuştu. Ancak milletvekillerinden beklediği desteği alamamış ve hedefine ulaşamamıştır. Org. Faruk Gürler'den sonra genelkurmay başkanı olan Org. Semih Sancar, Org. Gürler'in cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde siyasiler ile ordu arasında bir köprü görevi görmüş ve kendisine destek olmaya çalışmıştır. Ordu tarafından sevilen ve başarılı bir lider olan Org. Sancar, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın başarıyla sonuçlanmasında da oldukça etkili olmuştur. Org. Semih Sancar'ın ardından genelkurmay başkanlığına atanan Org. Kenan Evren, orduda önemli görevlerde yer almış ve onu en iyi şekilde temsil etmiştir. 12 Eylül 1980 Askerî Darbesinden önce ülkede yaşanan anarşik olayları yakinen takip eden Org. Evren, zamanla orduda meydana gelen huzursuzluğu fark etmiş ve çeşitli raporlarla durumun boyutunu tespit etmeye çalışmıştır. O dönemde kimin cumhurbaşkanı olacağı yönünde meydana gelen bunalım, ülkede çıkabilecek ayaklanma korkusu ve Süleyman Demirel'in ordudaki komutanlardan bazılarında değişiklik yapma isteği, durumu daha vahim bir hale getirmiştir. Bu kaos dolu günlerden kurtulmanın yolunun hiyerarşik bir müdahaleden geçtiği düşüncesine sahip olan Org. Evren, 12 Eylül 1980 Askerî Darbesini çıkış yolu olarak görmüştür. 12 Eylül'de emir-komuta zinciri içerisinde ülke yönetimine el konulmuş ve ülkenin huzura kavuşması için çalışmalar yapılmıştır. Önceki müdahalelerden farklı olarak askerî yönetim dönemi üç yıl gibi uzun bir süre devam etmiş ve 6 Kasım 1983 genel seçimi ile demokrasiye geri dönülmüştür. Org. Kenan Evren ise 9 Kasım 1989'a kadar Cumhurbaşkanlığı görevini devam ettirmiştir. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ile klasik darbe geleneği artık sona ermiş, bundan sonra darbe ve darbe girişimleri yapısal değişime uğramışlardır. Çalışmada 1960'tan 1980'e kadar geçen süreçte görev alan 8 genelkurmay başkanı ile onların darbe ve darbe girişimlerindeki rolleri, ordu-siyaset ilişkileri ve bunların ülke siyasetine yansımaları dönemin basınına, arşiv belgelerine, kaynaklarına ve yapılan çalışmalara dayandırılarak objektif bir şekilde ortaya konulmaya çalışılmıştır.