Patent duktus arteriyozus sıklığı ve trombosit kitle indeksi ilişkisinin preterm bebeklerde değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İSMAİL POLAT

Danışman: İbrahim CANER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışma, preterm bebeklerde trombosit kitle indeksi ile patent duktus arteriozus sıklığı arasında ilişki olup olmadığını belirlemek için yapılmıştır. Çalışma Tasarımı ve Konular: Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi (YYBÜ)'nde 2010-2016 yılarında yatan, PDA (n=251)'sı olan ve PDA'sı olmayan (n=212) prematüre bebekler (≤32 gebelik haftası) değerlendirilmeye alındı. PDA'sı olan hastalar yaşamın ilk günlerinde, klinik izlem ve ekokardiyografik bulgulara göre hemodinamik olarak önemli PDA'sı (HoöPDA) olan ve olmayan olarak iki gruba ayrıldı. HoöPDA'sı olan bebeklere ibuprofen başlandı ve 2 gün sonra duktusun kapanmasını değerlendirmek için ekokardiyografik inceleme tekrarlandı. Daha sonra hemodinamik olarak önemli olup medikal yolla duktusu kapananlar ve medikal tedaviye yanıtsız olup cerrahi ligasyona gidenler olarak iki gruba ayrıldı. Tüm bu gruplardaki bebeklerin trombosit kitle indeksi(trombosit kitle indeksi(PMI): ortalama trombosit hacmi (MPV) x platelet sayısı / 1000), trombosit sayıları ve ortalama trombosit hacmi (MPV) ve trombosit dağılım genişliği (PDW)'ni içeren trombosit endeksleri yaşamın ilk 24 saatinde kaydedildi. Bulgular: Doğum haftası ve doğum ağırlığı PDA olan grupta anlamlı derecede düşük olarak bulundu. (p<0,0001). Trombosit kitle indeksi, Trombosit sayısı, mpv ve PDW, PDA sıklığı üzerinde herhangi bir etkiye sahip değildi. PDA'lı grupta antenatal steroid kullanımı daha sık görülmüş olup, yapılan logistik regresyon analizinde PDA görülme riskini kontrol grubuna göre anlamlı derecede artırmamıştır. Klinik risk faktörlerinden bebekte RDS varlığı, sürfaktan kullanımı, MV kullanımı, sepsis ve preeklampsi PDA ile ilişkili bulunmuştur. HOÖPDA olan ve olmayan vakaların doğum ağırlığı ortalamaları anlamlı düzeyde farklıydı (p=0.035) ve HOÖPDA olan grupta daha düşüktü. HOÖPDA olan ve olmayan gruplar arasında TKİ, ortalama trombosit sayısı, MPV ve PDW ortalamaları açısından anlamlı fark yoktu. HOÖPDA olan ve olmayan vakaların demografik özelliklerine göre karşılaştırıldığında surfaktan kullanımı (p:0,001), preeklampsi(p:0,05), sepsis (p:0,003) ve rds (p:0,001) HOÖPDA olan grupta anlamlı derecede yüksek olduğu görüldü. İbuprofen ile kapanan ve kapanmayan vakalar karşılaştırıldığında doğum haftası ortalamaları arasında anlamlı düzeyde fark vardı (p=0.009).İbuprofen verilip PDA'nın kapanmadığı grupta doğum haftası ortalaması daha düşüktü. İbuprofen ile kapanan ve kapanmayan gruplar arasında Trombosit kitle indeksi ortalamaları açısından anlamlı düzeyde fark tespit edildi.(p=0.028). İbuprofen verilip PDA' nın kapanmadığı grupta Trombosit kitle indeksi daha yüksek bulundu. Tekli regresyon analizinde p<0.1 düzeyinde anlamlı çıkan değişkenler modele dahil edilerek (doğum şekli, doğum haftası, preeklampsi, trombosit sayısı, mpv, trombosit kitle indeksi) yapılan lojistik regresyon analizinde sadece doğum haftasının 1.2 kat PDA kapanmasını artırdığı görüldü. Sonuç: PDA, trombosit kitle indeksi ile ilişkili değildi. Medikal tedavi sonrasında İbuprofen ile kapanan ve kapanmayan gruplar arasında Trombosit kitle indeksi ortalamaları açısından anlamlı düzeyde fark tespit edildi. İbuprofen verilip PDA'nın kapanmadığı grupta trombosit kitle indeksinin daha yüksek olduğu görüldü. Anahtar Sözcükler: Prematürite, Patent Duktus Arteriyozus (PDA), Trombosit kite indeksi (TKİ),Ortalama Trombosit Hacmi (MPV),trombosit sayısı, Trombosit Dağılım Genişliği (PDW)