Düşük doz ketamin ile deksmedetomidin infüzyonunun turnike uygulanan üst ekstremite cerrahilerinde iskemi-reperfüzyon hasarına etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERYEM KAZAYLEK

Danışman: Elif ORAL AHISKALIOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada düşük doz ketamin ile deksmedetomidin infüzyonunun turnike uygulanan üst ekstremite cerrahilerinde iskemi-reperfüzyon hasarına etkisini karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Etik kurul onayı alındıktan sonra Atatürk Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ABD ameliyathanesinde, üst ekstremite cerrahisi planlanıp turnike kullanılacak ortopedik cerrahi hastalarında ASA I-II-III grubu, 18-65 yaş aralığında, bilinen kalp, böbrek, karaciğer, hematolojik hastalık, peptik ülser, gastrointestinal kanama, alerji, kronik ağrı öyküsü olmayan, çalışmaya katılmayı kabul eden 74 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar çift kör kontrollü randomize olarak eşit üç gruba ayrıldı. Grup K; 2 mg/kg/saat'ten ketamin infüzyonu başlanacak düşük doz ketamin infüzyonu gidecek grup (n=26), Grup D; ilk 10 dk 1 mg/kg ve devamında 0,5 mg/kg/saat'ten infüzyon gidecek grup (n=25) ve Grup S; aynı miktarda salin infüzyonu gidecek grup (n=23) olarak belirlendi. Bu üç grubada cerrahi işlem başlamadan önce, sinir bloğu uygulandı ve cerrahi işlem başlamadan önce, cerrahi işlem sırasında ama turnike açılmadan 1 dk önce ve turnike açıldıktan sonra 15.dk da olmak üzere 3 tüp kan alındı. Alınan kanlar 3500 rpm'de 10dk. santrifüj edildikten sonra elde edilen serum örnekleri ependorf tüplere alikotlanarak hemen sonrasında -80°C derin dondurucuda muhafaza edildi. Tüm numuneler analizi yapılacağı gün -80°C derin dondurucudan çıkartılacak ve önce +4°C buzdolabı rafında eriyene kadar muhafaza edildi. Aynı şartlar altında analiz edildi. Serum örneklerindeki NRF-2, HEM-1, Q10 ve HIF1 alfa belirteçlerin düzeyleri, ticari kolorometrik analiz kiti kullanılarak enzim bağlı immünosorbent yöntemle (ELISA) ölçüldü. Randomizasyon, 1:1 bilgisayar tarafından oluşturulan bir liste kullanılarak belirlendi. Çalışma için kullanılacak lokal anestezik, ne anestezi bakımına ne de veri toplamaya dahil olmayan iki araştırmacı tarafından hazırlandı. Anestezi yönetiminden ve veri toplamadan sorumlu anestezistler, grup dağılımından habersizdi. Bulgular: 10., 15.,20.,25.,30.,35.,40. Ve 45. dakikalarda kalp tepe atımı dexmetedomidin alan grupta salin ve ketamin grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düşüktü. (p<0.05). 50., 55., 60. ve 65. dakikalarda ise deksmetedomidine alan grup ile ketamin alan grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardı. (p<0.05) 20., 25., 30., 35., 40., 45. ve 50. dakikalarda sistolik kan basıncı deksmetedomidine alan grupta ketamin grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düşüktü. (p<0.05). 25., 30., 45. ve 50. dakikalarda diyastolik kan basıncı deksmetedomidine alan grupta ketamin grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düşüktü. (p<0.05). 35. ve 40. dakikalarda ise deksmetedomidine alan grup ile ketamin ve salin alan gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı düşüktü. (p<0.05). Dexmetomidin ve ketamin uygulanan grupların T1 ve T2 anındaki oksidatif stres düzeyleri kıyaslandığında, istatistiksel olarak birbirlerine üstünlüklerinin olmadığı belirlendi. Ayrıca T1 ve T2 anında dexmetomidin ya da ketamin uygulanan grupların oksidatif stres düzeyinin (HIF-1α düzeyi) salin uygulanan gruba göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük olduğu gözlendi (p<0.05). Dexmetomidine ve ketamin uygulanan grupların T1 ve T2 anındaki serum HOX-1, NRF-2 ve COQ10 düzeyleri kıyaslandığında ise istatistiksel olarak birbirlerine üstünlüklerinin olmadığı belirlendi. Ancak T1 ve T2 anında dexmetomidin ya da ketamin uygulanan grupların serum HOX-1, NRF-2 ve COQ10 düzeylerinin salin uygulanan gruba göre yüksek olduğu gözlendi. Sonuç: İskemi reperfüzyon hasarının etkileri değerlendirmek, hastalara uygulanan turnike nedeniyle ortaya çıkan komplikasyon oranlarını düşürmek ve önleyici yöntemlerin başarı seviyesini artırmak için ileri çalışmalara ve yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır.