Opere Tiroid Kanseri Hastalarında Farklı dozlarda Radyoaktif İyot Kullanımının Renal Fonksiyona Etkisinin İdrar Kim1 Netrin1 SistatinC Ve Beta2 Mikroglobulin Düzeyleriyle Değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Muhammed Enes SOLAKOĞLU
Danışman: Adem Maman
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Diferansiye tiroid kanseri (DTK), endokrin sistemin en sık görülen malignitesidir. Cerrahi sonrası tedavi sürecinde radyoaktif iyot (RAİ) tedavisi yaygın biçimde kullanılmaktadır. RAİ tedavisinin böbrek fonksiyonları üzerindeki erken dönem etkileri ve klinik yansımaları tam olarak ortaya konulamamıştır. Bu çalışmada, farklı dozlarda uygulanan RAİ tedavisinin böbrek fonksiyonları üzerindeki erken dönem etkileri, geleneksel parametrelerin yanı sıra yeni nesil idrar biyobelirteçleriyle [Kidney Injury Molecule-1 (KIM-1), Netrin-1, Sistatin C (CysC) ve Beta-2 Mikroglobülin (β2M)] değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya total tiroidektomi sonrası RAİ tedavisi planlanan 120 DTK hastası dahil edildi. Hastalar uygulanan RAİ dozuna göre üç gruba ayrıldı [30, 100 ve 150 millicurie (mCi)]. Tüm hastalardan kan örnekleri tedavi öncesinde ve tedavi sonrası 7. günde, idrar numuneleri ise tedavi öncesinde, 1. günde ve 7. günde toplandı. Serum parametreleri (kreatinin, kan üre azotu, ürik asit, hemogram), idrar parametreleri (mikroalbümin, mikroprotein, fosfat, kreatinin, eritrosit, lökosit) ve yeni nesil idrar biyobelirteçleri değerlendirildi. İdrar biyobelirteçleri Enzyme-Linked Immunosorbent Assay (ELISA) yöntemiyle, diğer biyokimyasal parametreler standart laboratuvar yöntemleriyle ölçüldü. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Tüm gruplarda tedavi sonrası 1. günde KIM-1, Netrin-1, CysC ve β2M düzeylerinde tedavi öncesine kıyasla anlamlı ve doz bağımlı artış saptandı. 7. günde kısmi bir azalma gözlense de düzeyler başlangıç değerlerinin üzerinde kalmaya devam etti. Ayrıca tedavi sonrası 7. günde bu biyobelirteçlerin idrar kreatininine (uCr) oranlanmış değerleri de başlangıç düzeylerine göre yüksek bulundu. Bazı idrar parametreleri [mikroalbümin (uAlb), mikroprotein (uPro), fosfat (uP), uAlb/uCr ve uPro/uCr] ile karaciğer fonksiyon testlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmedi. Serum kreatinin (sCr), kan üre azotu (BUN) ve ürik asit düzeylerinde anlamlı azalma, tahmini glomerüler filtrasyon hızında (eGFR) ise artış tespit edildi. Buna ek olarak, uP/uCr oranlarında yükselme, mutlak idrar kreatinin düzeylerinde ise düşüş belirlendi. KIM-1, Netrin-1, Sistatin-C ve β2M ile sCr, uCr, uAlb, uPro, BUN ve eGFR arasında farklı düzeylerde korelasyonlar bulundu. Sonuç: RAİ tedavisi sonrası erken dönemde biyobelirteçlerde izlenen sınırlı artışlar, böbrek fonksiyonu üzerinde sınırlı bir etki olduğunu düşündürmektedir. Bununla birlikte, doz artışına paralel olarak yükselen biyobelirteç düzeyleri, akut böbrek hasarı (ABH) açısından dikkatli olunması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu değişikliklerin uzun dönemde kalıcı olup olmayacağı ise henüz bilinmemektedir. Bu nedenle özellikle böbrek rezervi düşük olan ve tekrarlayan RAİ dozları alan hastaların yakın takibi önem taşımaktadır. Ayrıca uzun dönem etkilerin aydınlatılması ve radyoprotektif stratejilerin geliştirilmesi için ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.