Suç geçmişi olan ve olmayan çocuklarda duygu düzenleme, duygusal tepkisellik ve duygusal-psikolojik iyi oluş düzeylerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYŞE DUYGU AY TAŞ

Danışman: İsmail Seçer

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Suç insanlığın varoluşundan bu yana toplumların sebepleri üzerinde durdukları ve ona karşı varlıklarını korumak için tedbirler aldıkları toplumsal bir problemdir (Beşer, Arabacı, Uzunoğlu, Bilac, & Ozan, 2019, s.201). Kelime anlamı incelendiğinde Türk Dil Kurumu tarafından ''ahlak kurallarına aykırı davranış'' olarak ifade edilirken, hukuksal bakış açısında ise, devletin hukuk kuralları içerisinde kendisine cezai yaptırımı uyguladığı eylem olarak betimlenmiştir. Uluğtekin (1991) suçu "topluma zarar verdiği ya da tehlikeli olduğu yasa koyucu tarafından kabul edilen ve de açık seçik olarak tanımlanan eylem ve hareketlerdir" şeklinde tanımlarken, Yavuzer (1981) suçluluk için "bireyi toplum halinde yaşayan diğer bireylerle sorun yaşamasına neden olan bir çatışmanın ürünü" ifadelerini kullanmıştır. Alacakaptan (1970) ise suçu "isnat yeteneğine sahip bir kişinin kusurlu iradesinin yarattığı icra veya ihmali bir hareketin meydana getirdiği yasada yazılı tipe uygun, hukuka aykırı ve müeyyide olarak bir cezanın uygulanmasını gerektiren bir eylemdir" şeklinde tanımlamaktadır. Suç toplumların sosyal, ekonomik ve manevi durumlarından etkilenerek meydana geldiğinden ve yüzyıllardır tüm toplumlarda gerçekleşen bir olgu olması sebebiyle, sosyal yaşamın bir sonucu olarak anlaşılmaktadır (Acar, Demir, Görmez, & Keser, 2015, s.651). Suç kavramı ile ilgili alanyazın incelendiğinde yasalar ve toplum tarafından suç kabul edilen eylemlerin sadece yetişkinlerde değil, aynı zamanda çocuklarda da görüldüğü anlaşılmaktadır. Ancak, suç eyleminin meydana gelişi açısında yapılan değerlendirmeye göre; çocuk ve yetişkin suçluluğu farklı yapılara sahiptir. Çocuk "insanın küçüğü" ifadesinden farklı olarak, yetişkinden ayrılan psikososyal, biyolojik ve ahlaksal gelişim düzeyi ile kendine özgü bir kişilik geliştirmekte olan biricik bir varlık ve dünyadır (Gürel-Yılmaz, 2009). Herhangi bir çocuğun dünyaya suçlu olarak gelemeyeceği bilinen bir gerçektir. Bu gerçeklikten yola çıkıldığında insanlığın ortaya çıkışından beri varlığını sürdürmekte olan suç birden çok faktöre bağlı olarak incelenmesi gereken bir kavram iken söz konusu fiziksel, bilişsel ve ahlaki gelişimlerini tam olarak tamamlayamamış, davranışlarının hukuki etki ve sonuçlarını yeteri kadar öngöremeyen çocuklar olduğunda daha karmaşık bir hal almakta ve dolayısıyla birden fazla faktörü kapsayacak şekilde titizlikle incelenmesi gereken bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarih boyunca çocuk suçluluğu konusu toplumların üzerinde durduğu bir konu olmuştur. Tarihsel süreç incelendiğinde çocuk suçluluğundaki artış Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşlarından sonra başlamıştır ve çeşitli çalışma disiplinlerinin bu konuya odaklandığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda çocuk suçluluğunun nedenleri, çocuk suçluluğunda çocuklara özgü tedbirler konuları araştırılmıştır. Dünyada ve ülkemizde çocuk suçluluğundaki artış toplum için kaygı verici bir duruma gelmektedir. Bir toplumun geleceğini oluşturan çocuklar söz konusu olduğunda çocuk suçluluğunun incelenmesi gereken en önemli konulardan biri olduğu açıktır.