XIX. asır Türk edebiyatında Jean Jacques Rousseau tesiri
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FATMA ŞENİZ FEYZİOĞLU
Danışman: Erdoğan Erbay
Özet:Avrupa'da Whig Devrimi'yle başlayarak Fransız İhtilali'yle zirve yapan Aydınlanma hareketi; düşünsel, toplumsal, kültürel ve siyasî yönleriyle düşünce tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak kabul edilir. Orta Çağ'da hâkim olan inanç ve düşüncelerden kopuşun yaşandığı bu dönemde akılcılık, bilimcilik, hümanizm, ilerlemecilik ve liberalizm gibi düşünceler dönemi yönlendiren muharrik güçlerdir. Dönemin karakterini belirleyen bu düşünceler aksiyoner ve pratik düşünürler eliyle geniş halk kitlelerine ulaştırılmıştır. Jean Jacques Rousseau, Aydınlanma hareketi ile her ne kadar idealler noktasında yakın fikirler taşısa da hassas mizacının getirisiyle Aydınlanmanın evrensellik projesinin ana kaynakları olan aklî ve bilimsel argümanları yetersiz bulur ve insanın diğer önemli yetileri olan his ve sezgiyi de evrensel kurtuluş planına dâhil etmeye çalışır. Aydınlanma hareketine zıt istikamette siyasal, içtimaî sahada ürettiği hissi ve vicdani fikir yoğunluğun rehberliğinde Rousseau, topluluklar için yeni bir yol ayrımı teklif eder. Rousseau, başta din ve ifadede olmak üzere özgürlüğün tüm alanlarda yaygınlaşmasını savunması, hümanizm, demokrasi ve tolerans gibi düşünceleri güçlü kalemi ile ifade ederek bilinçli bir uyanışı sağlaması nedeniyle Romantik hareketin öncüsü hatta kimilerine göre babası kabul edilmiştir. Rousseau'nun, Fransa'da kaldığı sürece geleneksel Avrupa ön kabullerine karşı yürüttüğü fikir mücadelesi, çağdaşları tarafında oldukça radikal söylemler barındırdığı gerekçesiyle çağın anlaşılamayan ve anlaşılamadığı için de istenmeyen şahsiyeti ilan edilir. Kıta Avrupa'sında on sekizinci asır itibarıyla yaşanan Aydınlanma ve Rousseau önderliğinde başlayan romantik fikirler mücadelesi, 19. asırda olgun meyvelerini vererek süreçlerinin yavaş yavaş sonuna gelmişken Osmanlı Aydınlanması için daha yeni düğmeye basılmıştır. Bürokratlar eliyle başlatılan siyasal ve askerî Batılılaşmanın tabii sonucu olarak nitelendirilebilecek Avrupai fikir akımları ile bu türden karşı karşıya geliş bürokrat vasfı taşıyan ve halkın hamisi vazifesini benimseyen Osmanlı üdebâsı için de oldukça çetin bir süreçtir. Sadece siyasal ve içtimaî saha da değil edebî sahada da yenileşmenin belirgin başlangıcı olarak kabul edilen Tanzimat Devri, geçmişin mirasının kâfi gelmediği düşüncesi ile gelenekten ciddî kopuşları da ifade eder. Osmanlı bürokrat üdebâsının Batı fikir yapısını tanımada en önemli kaynağı olan dönemin tercüme hareketi siyasal, içtimaî ve edebî sahada Osmanlının uyanışını da işaret eder. Lakin ortada medeniyet faklarına dayalı ciddi bir de adaptasyon sorunu mevcuttur. Tercümeler esnasında Osmanlı kimliğini korumak maksatlı tercüme edilen esere karşı sergilenen bilinçli sadakatsizlik, tercümanın şahsi seçimlerini yansıtması dolayısıyla sistematikten uzak ve düzenli olmayan eser tercümelerinin Osmanlı Aydınlanmasına baştan savma bir yön verdiği aşikârdır. Bu bağlamda, tez çalışmamızda eserleri en çok tercüme edilen Aydınlanma filozofu ve romantizmin fikir mimarı olan Jean Jacques Rousseau'nun Osmanlı siyasal, içtimaî, edebî duyuş ve düşünüş iklimine katkıları incelenmiştir. Bu kapsamda Rousseau'nun Osmanlı'nın resmî ideolojisi ve geleneksel içtimaî ön kabulleri ile uyuşmayan siyasal düşüncelerine edebî eserlerinde ziyadesiyle yer veren Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin keskin kalemleri olan Namık Kemal ve Ziya Paşa'nın eserlerindeki iz düşümleri ele alınmış, geç dönem romantizminin tesirinde 'ben'ini ararken tabiat, metafizik, aşk, keder, ölüm vb. temaları ile mücadele eden Abdülhak Hâmid'in eserlerinde özel manada Rousseau'nun ve genel manada romantizmin varlığı araştırılarak incelenmiştir. Anahtar Kelime: Aydınlanma, Orta Çağ, Aydın, Birey, Romantizm, Tabiat, Hürriyet, Gelenek, Modern, Estetik, Eleştiri, İnanç, Öznellik, Tezat, Metafizik