Pelvik organ prolapsusunda pektopeksi ve sakrokolpopeksi tekniklerinin cerrahi başarı ve yan etki açısından karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÜLŞAH KACIROĞLU

Danışman: Gamze Nur Cimilli Şenocak

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Pelvik Organ Prolapsusunda Pektopeksi ve Sakrokolpopeksi Tekniklerinin Cerrahi Başarı ve Yan Etki Açısından Karşılaştırılması Amaç: Pelvik organ prolapsusu (POP) tüm kadınların yaklaşık %50 sini etkileyen, %11'inde POP sebebi ile cerrahi tedavi gerektiren yaygın bir durumdur. Pelvik organ prolapsusu tanımı, Galen ve Hippocrat' tan beri bilinmektedir. İlkel prolapsus tedavilerinden sonra ilk gerçek tedaviler vajinal pesserler olmuştur.19. yüzyılda anestezi ve antisepsinin gelişmesinden sonra obliteratif yöntemleri temel alan cerrahi uygulamalar başlamıştır (Heming, Le Fort, Manchester Fothergill). 20. Yüzyılda POP patogenezi üzerine yapılan çalışmaların ışığında rekonstriktif cerrahi denemeleri başlamış ama pek taraftar bulamamıştı.1960'ta Baden ve Walker'in prolapsusta pelvik destek yapılarını incelemesi ve evrelemesi üzerine genel anlayış rekonstrif cerrahi tarafına evrilmiştir [124]. POP tedavisi temel olarak obliteratif veya rekonstrüktif cerrahiden oluşmaktadır. Obliteratif cerrahi daha çok yaşlı, seksüel inaktif ve komorbiditesi olan yüksek cerrahi risk taşıyan hastalarda uygulanırken rekonstrüktif teknikler daha çok üreme dönemi ve cinsel aktif kadınlarda uygulanmaktadır. Rekonstriktif teknikler histerektominin eşlik ettiği veya etmediği doğal doku onarımı veya mesh kullanılarak uygulanan cerrahiden oluşmaktadır. Günümüzde en çok uygulanan ve altın standart olarak da kabul edilen abdominal sakrokolpopeksi'nin yanında birçok vajinal veya abdominal cerrahi teknikler uygulanmaktadır. Alternatif tekniklere baktığımızda sakrospinöz ligament fiksasyonu SSF) , İliokoksigeal fiksasyon, yüksek uterosakral ligament süspansiyonu, meş kit uygulamaları, lateral süspansiyon, pektopeksi, uterosakral ligament süspansiyonu gibi cerrahilerdir. Bunlar içinde yeni bir cerrahi teknik olan pektopeksi (PP) tekniği ile sakrokolpopeksi (SCP) tekniğini karşılaştıran fazla çalışma yoktur. Kliniğimizde gerek SCP gerekse alternatif teknikler yaygın olarak uygulanmaktadır. Biz de bu sebeple çalışmamızı POP yönetiminde PP tekniği ile SCP tekniğinin cerrahi başarı, komplikasyonlar , seksüel endeks ve hayat kalitesi üzerine etkilerini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Atatürk Üniversitesi Tıp fakültesi Kadın hastalıkları ve Doğum Kliniği' nde 2010-2022 yılları arasında SCP ve PP tekniği ile POP cerrahisi yapılan hastalar çalışmaya dahil edildi. Toplam 196 hasta belirlendi. SCP grubundan 85 hasta, PP grubundan 9 hasta çalışmaya katılmayı çeşitli nedenlerden kabul etmedi. Toplam 102 hasta çalışmaya dahil edildi. SCCP (Sakrokolposervikopeksi) grubu 56, PP grubu 46 hasta olarak belirlendi. Tüm hastalar retrospektif olarak tarandı. Tüm Hastaların, preoperatif ve postoperatif POP-Q değerlendirilmeleri, pre-postoperatif jinekolojik muayeneleri, Female Sexual Function Index (FSFI) ve Prolapse Quality of Life Questionnaire (P-QoL) formları, Postoperatif ameliyat başarı ölçeği formları ve Patient Global Impression of Improvement (PGI - I) ölçeği dolduruldu. Tüm hastalar yeniden muyeneye çağırıldı ve POP-Q ölçekleri ve jinekolojik muayeneleri yapıldı. Preoperatif ve postoperatif 1. yılda POPDI6, KRADE8, ÜDE6 ve PFQI7 anketleri uygulandı. Bulgular: SCCP ve PP gruplarının karşılaştırılmasında kullanılan objektif ölçüm olan POP-Q ölçümleri değerlendirilmesinde SCCP grubunda daha iyi olmak üzere her iki grupta anlamlı bir düzelme mevcuttu. Subjektif olarak, her iki gruptada kişisel hedeflere ulaşım yüzdesi anlamlı bir şekilde yüksek bulunmakla beraber (SCCP %96,43, PP %84,44) SCCP grubunda kişisel hedeflere ulaşım yüzdesi daha fazla idi (p=0,036). SCSP grubunda daha iyi olmak üzere, her iki gruptada pelvik taban bozukluğu şikayetleri preoperatif döneme göre belirgin olarak azalmış bulundu. SCCP grubunda daha belirgin olmak üzere her iki gruptada postoperatif dönemde preoperatif döneme göre yaşam kalitesinin tüm parametrelerinde belirgin bir artış mevcuttu. Preoperatif FSFI ölçeğinde SCSP grubunda toplam puan 17,38±8,43, PP grubunda toplam puan 20,23±6,92 idi. Postoperatif SCCP grubunda toplam puan 16,65±9,81, PP grubunda 24,45±3,6 idi. PP grubunda FSFI ölçeğinde bütün parametrelerde düzelme görülürken, SCCP grubunda disparoni semptomları dışında anlamlı düzelen parametre görülmedi. Postoperatif komplikasyonlar açısında SCCP grubunda %8,3 meş komplikasyonu ve %1,79 rektum seroza defekti izlenirken diğer komplikasyonlar açısından gruplar arasında anlamlı bir fark görülmedi. Hastanede yatış süreleri açısından SCCP grubunda PP grubunda göre daha fazla hastanede yatış süresi izlendi. Hgb ve Htc düzeyelerindeki arasında preoperative ve postoperative gruplar arasında anlamlı fark görülmedi. Sonuç: Pektopeksi cerrahisi diğer POP cerrahilerine göre daha yeni bir teknik olmasından dolayı, literatürde PP cerrahisi ile diğer POP cerrahilerini kıyaslayan sınırlı sayıda çalışma mevcuttur. Bu konuda iki ameliyatın arasında hangisinin daha üstün olduğu açısından net bir kanıya varılması için hasta sayısı daha fazla, daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır