1950 Sonrası Türk Tiyatrosunda Oksidentalist Söylem Biçimleri
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Sahne Sanatları Anasanat Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DERYA ATMACA
Danışman: Tamer Temel
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez, 1950 sonrası Türk tiyatrosunda Batı'nın temsiline ilişkin söylemleri oksidentalizm kuramı bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, Türkiye'nin modernleşme sürecinde Batı ile kurduğu zihinsel, kültürel ve politik ilişkinin sahne sanatlarına nasıl yansıdığını inceleyerek, oksidentalizmin Türk tiyatrosunda aldığı biçimleri sistematik bir yaklaşımla ortaya koymaktadır. Bu amaçla Edward Said, Ian Buruma–Avishai Margalit, Hasan Hanefi, Homi K. Bhabha, Frantz Fanon, Max Weber, Jürgen Habermas ve Daryush Shayegan gibi düşünürlerin kuramsal yaklaşımlarından yararlanılmış; oksidentalizmin tarihsel, söylemsel ve felsefi temelleri disiplinlerarası bir çerçevede değerlendirilmiştir. Araştırmada nitel yöntem benimsenmiş; söylem analizi, karakter merkezli okuma ve temsil çözümlemesi birlikte kullanılmıştır. Çalışma kapsamında tezde ortaya konulan beş söylem biçimi (idealize eden söylem, ikircikli söylem, düşmanca–aşağılayıcı söylem, eleştirel–akılcı söylem ve ironik söylem) belirlenmiş; her bir söylem biçimini temsil eden uygun model oyunlar ayrıntılı bir çözümlemeye tabi tutulmuştur. Analizlerde, karakterlerin Batı'ya dair ürettikleri söylemler temsil düzeyinin ötesine taşınarak değerlendirilmiş; Batı'nın bilinçli bir "öteki" olarak kurulmasının, Doğu'nun kendi öznel konumunu ve kültürel benliğini yeniden tanımlama sürecindeki işlevi açığa çıkarılmıştır. Bulgular, 1950 sonrası Türk tiyatrosunda Batı'nın tek yönlü veya sabit bir imge olarak değil; hayranlık, taklit, ironi, yabancılaştırma, direnç, eleştiri ve parodi gibi birbirine zıt fakat eşzamanlı söylemler üzerinden temsil edildiğini göstermektedir. Modernleşme süreci, oyun karakterlerinde kimi zaman "üst kültür" olarak idealize edilen, kimi zaman korkulan, kimi zaman da ironik biçimde ters yüz edilen bir Batı imgesi üretmiştir. İncelenen oyunlar; Bhabha'nın "ambivalans"ı, Fanon'un sömürge öznesine dair psikopolitik çözümlemeleri ve Şhayegan'ın kültürel yarılma kavrayışıyla uyumlu çok katmanlı kimlik performanslarını görünür kılmaktadır. Sonuç olarak çalışma, 1950 sonrası Türk tiyatrosunda oksidentalizmin basit bir Batı karşıtlığı veya ideolojik tutum olmadığını; tersine, Türkiye'nin kültürel modernleşme tecrübesinde ortaya çıkan bölünmüş kimlik, melezleşme, direnç, yabancılaşma ve söylemsel etkileşim alanlarını sahne üzerinden okumanın güçlü bir aracı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yönüyle tez, oksidentalist söylemin Türk tiyatrosundaki biçimlerini sistematik olarak sınıflandırarak literatüre özgün bir katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Oksidentalizm, Türk Tiyatrosu, Söylem Analizi, Modernleşme, Kültürel Kimlik, Ambivalans.