Pankreas duktal adenokarsinomlarında CREPT ekspresyonu


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YAKUP HİLAL

Danışman: Sevilay ÖZMEN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: CREPT (RPRD1B), transkripsiyon ve hücre döngüsü kontrolünde rol alan ve birçok malignitede artmış ekspresyon gösterdiği bildirilen bir proteindir. Bu çalışmada pankreas duktal adenokarsinom (PDAK) olgularında CREPT ekspresyonunun immünohistokimyasal olarak değerlendirilmesi, yaygınlığı ve yoğunluğu içeren immünreaktivite skoru (İRS) ile puanlanması ve CREPT skorlarının klinikopatolojik parametreler ile genel sağkalım (GS) ile ilişkisinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmamızda retrospektif olarak PDAK olgularına ait tümör dokularında CREPT boyanması retrospektif olarak değerlendirildi ve skorlar klinik veriler ile GS açısından analiz edildi. Gereç ve Yöntem: Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı'nda cerrahi rezeksiyon uygulanmış, histopatolojik olarak PDAK tanısı alan 53 olgu retrospektif olarak incelendi. Tüm olgularda CREPT immünohistokimyasal boyaması uygulandı ve tümöral alanlardaki nükleer boyanma, yaygınlık ve yoğunluğun çarpımına dayanan, 0–12 aralığında puanlanan İRS kullanılarak yarı kantitatif olarak değerlendirildi. CREPT skorları; yaş, cinsiyet, tümör yerleşimi ve çapı, histolojik grade, lenfovasküler ve perinöral invazyon, lenf nodu metastazı, TNM evresi ve genel sağkalım (GS) süresi ile karşılaştırıldı. Bulgular: CREPT ekspresyonu tümör dokularında çoğunlukla nükleer olarak eksprese olup değişen şiddetlerde artmış olarak izlendi. CREPT IRS değerleri ile histolojik grade, lenfovasküler ve perinöral invazyon, lenf nodu metastazı, TNM evresi ve genel sağkalım (GS) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05). Olguların yaşları 40–86 yıl arasında değişmekteydi. TNM evre dağılımı %22,6 evre I, %49,1 evre II ve %28,3 evre III şeklindeydi. Çalışmaya dahil edilen 53 olgunun 27'si (%50,9) kadın, 26'sı (%49,1) erkekti. Tümörler en sık pankreas başı yerleşimliydi (n=39; %73,6), bunu korpus (n=11; %20,8) ve kuyruk (n=3; %5,7) yerleşimli olgular izlemekteydi. Tümör çapları 1–10 cm arasında değişmekteydi. Sonuçlar: Çalışmamızda, PDAK olgularında tümör hücrelerinde CREPT ekspresyonunun arttığı, ancak klasik klinikopatolojik prognostik faktörler ve genel sağkalım ile anlamlı ilişki göstermediği belirlendi. CREPT'in PDAK'da tümör biyolojisini yansıtan, ancak tek başına prognostik belirteç olarak kullanım potansiyelinin daha büyük ve çok merkezli serilerde yapılacak ileri çalışmalarda yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine vardık.