Shattered reality: Unravelling trauma and apocalypse in Anna Kavan's ice


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İngiliz Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: MEHTAP TUNAHAN

Danışman: İsmail Avcu

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kıyamet kavramı, uzun süredir araştırma dünyasının ilgi konusu olmuştur ve bu kavrama olan ilgi de sürecek gibi görünmektedir. Bunun en büyük nedenlerinden biri dünyada her gün meydana gelen kıyametvari olaylarla birlikte insanlığın sonuna ilişkin çeşitli senaryoların günbegün değişiklik göstermesidir. Dünya çapında meydana gelen vebalar, bilinmeyen hastalıklar ve tükenen nesiller gibi birçok olağanüstü olay, insanlıkta son duygusunu uyandırmakta ve insanları sona veya sondan sonrasına ilişkin derin sorgulamalara yöneltmektedir. İngiliz yazar Anna Kavan'ın Buz adlı eseri de insanlığın sonunu meydana gelen buz felaketi üzerinden tasavvur ederek edebi düzlem de bu sorgulamalara dahil olmuştur. Çalışmanın konusu kıyamet sonrası anlatıların travma anlatıları ile olan ilişkisinin hem bireysel hem de kolektif düzeyde ele alınmasını kapsamaktadır. Kıyamet sonrası edebiyat temelde dünyanın sonuna ve sonundan sonrasına ilişkin üretilen çeşitli kurguları ele alan bir anlatı türüdür. Ancak bununla beraber, kıyamet sonrası dünya düzenini tasavvur etmesi açısından, özellikle de gerçekleşecek büyük bir yıkımın geride bıraktıklarını ele alması açısından travma anlatılarıyla ortak bir payda oluşturmaktadır. Nitekim, travma anlatıları da bireylerin yaşamış oldukları büyük yıkımların geride bıraktığı izleri sürmektedir. Anna Kavan'ın Buz adlı eseri ise hem post-apokaliptik bir dünya düzenini anlatmakta hem de bu düzenin birey ve topluluklar üzerinde ki yıkıcı etkilerini ele almaktadır. Buradan hareketle, tezin amacı hem post-apokaliptik anlatı türünün içerdiği unsurlar hem de travma anlatılarının ele aldığı noktalar ve bunların birbirleriyle olan ilişkisi üzerinden eseri analiz etmektir. Bu kapsamda, kıyamet sonrası anlatıların travma anlatıları ile arasında nasıl bir ilişki olduğu ve kıyamet ve kıyamet sonrası kavramlarının nasıl bir kavramsal değişime uğradığı ve bunun edebiyata yansımasının nasıl gerçekleştiğine dair sorulara çalışmada cevaplar aranmıştır. Bunun yanı sıra, Kavan'ın eserinde kıyamet sonrası edebiyatı nasıl tasavvur ettiği ve travmayla nasıl bir bağlantı yarattığı soruları da ele alınmıştır. Ancak temel sorun olarak elbette kıyamet sonrası travmanın nasıl gerçekleştiği ve eserde hangi unsurlar üzerinden tezahür ettiği ele alınmıştır. Çalışma boyunca literatürü incelemek üzere birden fazla yaklaşım benimsenmiştir ve bunlar arasında yakın okuma, karşılaştırmalı analiz ve teorik analiz gibi yaklaşımlar yer almaktadır. Eserin her iki türe ilişkin içerdiği unsurlar titizlikle değerlendirilip birbirleri arasında ki kurulan anlam bağı tüm boyutlarıyla ele alınmıştır. Benzer kurgular veyahut farklı kurgularla eser arasında bağlantılar kurularak eserin ayırt edici noktaları tartışmalarla detaylandırılmıştır. Ayrıca kıyamet sonrası edebiyatın yapısal unsurları olay örgüsü, karakterizasyon, mekân ve temalar üzerinden tartışılarak kuramsal metodoloji esere uygulanmıştır. Çalışma boyunca dünya edebiyatından ve İngiliz edebiyatından çeşitli kurgularla hem kuramsal kısım ele alınmıştır hem de metin analizi gerçekleştirilmiştir. Farklı kuramlar ve teoriler romanın olay örgüsü üzerinden tartışılmıştır ve bahsi geçen kıyamet, kıyamet sonrası ve travma anlatılarına ilişkin genel bir kanı oluşturulup eserde ki yansımaları titizlikle anlatılmıştır. Kıyamet anlatılarında ana karakterin bireysel deneyimleri üzerinden kolektif düzeyde yaşanan kıyamet olayının izinin sürülebileceği Cormac McCarthy'nin Yol adlı eseri ve Kavan'ın Buz adlı eseri üzerinden ortaya konmuştur. J. G. Ballard'ın Boğulmuş Dünya ve Emily St. John Mandel'in İstasyon On Biri ise toplulukların bir araya gelip kıyamet sonrası dünyayla yüzleşebilecekleri senaryoları göstermektedir. Bununla birlikte Yol ve Buz adlı eserler bireysel ve kıyamet sonrası travmalara olay örgüsünde eş zamanlı olarak nasıl yer verilebileceğini göstermiş ve iki ayrı anlatı türünü tek bir metin üzerinden hem ayrı olarak hem de bütüncül olarak incelemeye olanak sağlamıştırlar. Tatyana Tolstaya'nın Böcü adlı eseri ise Kavan'ın olay örgüsünde süregelen kıyamet yıkımlarıyla ve arkada bir şey bırakmayacak şekilde ilerleyen kıyamet döngüsüyle reddettiği yeniden başlama fikrini büyük bir patlama sonrası geçmişin fiziksel ve sözlü kalıntılarından oluşturduğu düzenle işlemiştir. Kıyamet sonrası dünyayı bu şekilde ele alması kıyamet anlatılarında yeniden başlama fikrinin nasıl gelişeceğine ışık tutmasının yanı sıra Kavan'ın bu fikri reddetme sebebini romanın kaotik sonuyla gözler önüne sermiştir. Bu nokta da faydalanılan William Golding'in Sineklerin Tanrısı eseri ise kıyamet sonrası dünya da yeniden başlama fikrini mutlak bir otoritenin ve düzenin yokluğunun yarattığı kaosun yanı sıra düzen kurmanın kargaşasını Thomas Hobbes'un toplumsal sözleşme teorimi üzerinden detaylandırmaya olanak sağlamıştır. Çalışmanın öncelikle Buz adlı eserin kıyamet sonrası ve travma anlatılarına yönelik noktalarına odaklanırken aynı zamanda olay örgüsündeki yapısal tema ve unsurlara da farklı eserlerle ve teorilerle birlikte dikkat çekmesi eserin ele alınışını kapsamlı hale getirmiştir. Çalışma, daha önce Türkiye de üzerine çalışılmamış bir yazarı ve eseri ele alması açısından elzem niteliktedir. Ancak bununla beraber kıyamet sonrası edebiyat ve travma arasında ki ilişkiyi kuramsal boyuttan metin analizine taşıma noktasında yakaladığı özgünlükle de önem arz etmektedir. Çalışma, literatürün içerisinde yer alan iki farklı anlatı türünü ortak payda da buluşturmasıyla kıyamet ve travma anlatı türlerine yönelik farklı bir bakış açısı geliştirerek bu türlerin kapsamını da genişletmektedir. En nihayetinde, birden fazla edebi tartışmaya konu olabilecek zengin içerikli bir eser olan Anna Kavan'ın Buz adlı romanı hem post-apokaliptik anlatı türünün içerdiği unsurlar hem de travma edebiyatının ele aldığı noktalar ve bunların birbiriyle olan bağıntısı üzerinden incelenmiştir.