Memory and trauma narrative in Ali Smith's Like


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İngiliz Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: AYŞEGÜL HERDİLİ

Danışman: İsmail Avcu

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bellek ve travma kavramları eski çağlardan beri birçok disiplinin çalışma konusu olmuştur ve bellek bir hatırlama problemi olan travma kavramını da kapsamaktadır. Modern söylemler bellek kavramını ulusal hikayeleri iktidar olan güçlerin görüşlerine uygun olacak bir şekilde güncel tutmak amacıyla kullanmışlardır ve bu durum modern söylemlere bir başkaldırı olarak ortaya çıkan bellek patlaması ile sonuçlanmıştır. Böylece, yirminci yüzyılın sonlarından itibaren bellek ve travma kavramları popülerlik kazanmaya başlamıştır ve bunun yansımaları birçok alanda görülmüştür. Bu alanlardan biri de edebiyattır. Edebiyat bireylere kendilerini ve tarihlerini anlamalarını sağlayacak bilgileri muhafaza eden bir arşiv görevi görmektedir. Modern söylemlerin tarihsel olayları kendi görüşlerine göre değiştirerek anlatma eğiliminde olmasından dolayı, bellek patlaması ile birlikte Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, Nazi soykırımı, Vietnam Savaşı gibi önemli tarihsel olaylar yeniden gündeme gelmiştir. Böylelikle bireysel hikayelerin de önemi artmıştır. Bireysel hikayeler ile birlikte hatırlama ve unutma gibi kavramlar hem bellek hem de travma için ortak çalışma konularını oluşturmuştur. Eski çağlarda bir şokun sebep olduğu düşünülen travma kavramı kadınlara özel bir durum olarak ele alınırken, savaşlar ile birlikte travmatik semptomların askerlerde de görüldüğünün tespit edilmesiyle farklı bir boyut kazanmıştır. Zihinde meydana gelen bir bozukluk olarak tanımlanan travma sonrası stres bozukluğu kavramının ortaya çıkmasıyla birlikte travma çalışmaları sistematik bir hale gelmiştir. Gelişen teknoloji ile birlikte bellek ve travma konularında yaşanan yeni gelişmeler ve araştırmalar bu iki kavramın çağdaş edebiyatta sıkça yer almasına zemin hazırlamıştır. Edebiyat, okuyuculara geçmişe tanıklık etme imkanı sunarak gelecek nesillere anlatı yolu ile geçmişlerine ulaşma imkânı tanır. Bu tez çalışmasının amacı Ali Smith'in ilk romanı olan Gibi'de bellek ve travma anlatısını çağdaş bellek ve travma çalışmalarından yararlanarak incelemektir. İki kadının kesişen hayatları üzerinden yola çıkarak, onların anılarını ve yaşadıkları travmatik olayları anlatan Gibi romanında, toplumsal unsurların yaşanılan travmatik olaylara etkisi tasvir edilmiştir. Bu yönüyle romanın klasik travma teorisiyle değil de çoğulcu travma teorisi temelinde incelenmesinin daha doğru olacağı düşünülmüştür. Bunun en önemli sebeplerinden birisi Cathy Caruth'un öncülüğünü yaptığı ve 1900'lü yıllarda popülerlik kazanan klasik travma teorisinin travmatik olayın kendisinin değil de mağdur tarafından anlaşılamamasının travmaya sebep olduğunu iddia etmesidir. Yani, bu görüş olay esnasında travma mağdurunun orijinal olayı anlamadığı düşüncesine dayanır. Böylelikle mağdur travması hakkında asla konuşamaz. Bununla birlikte, mağdur olayı rüyalar, dil sürçmeleri, geçmişe dönüşler ile bilinçsiz bir şekilde tekrar yaşar. Caruth bu durumu "unclaimed experience" yani "talep edilemeyen deneyim" olarak adlandırır. Caruth'a göre orijinal olayın farkında olmayan mağdur geçmişine müdahale edemez ve onu anlatıya dökemez. Bu sebeple yaşananların dil aracılığıyla temsil edilme olanağı yoktur. Yaşadıklarını dile getiremeyen mağdur için iyileşme olanağı da yoktur. Çoğulcu travma teorisi Caruth'un "talep edilemeyen deneyim" kavramına karşı çıkarak travma mağdurlarının orijinal olayın farkında olduklarını savunur. Bu teoride travma mağdurlarının travmatik olayı hatırlamaması yaşanılan olayla başa çıkabilmek için geliştirilen bilinçli bir unutma eylemi olarak ele alınır. Unutmak aynı zamanda kişinin iyileşme aşamalarından biri olan yas tutma kavramı ile de ilişkilendirilir. Ayrıca, çoğulcu travma teorisine göre travma sebebi ile bellekte meydana gelen parçalanmışlıklar dil ile ifade edilebilir. Bu sebeple de travma mağdurlarının iyileşme ihtimali vardır. Özetle, çoğulcu travma teorisine göre travma mağdurları olaylara maruz kalan, olaylar yaşandıktan sonra hayatları üzerinde söz sahibi olamayan pasif kişiler değillerdir. Tam tersine, hayatları üzerinde söz sahibi olan, kendi tercihleri ile hayatlarına yön verebilecek yeterliliğe sahiptirler. Çoğulcu travma teorisini destekleyen düşünürler arasında Judith Herman, Ruth Leys, Richard McNally, Michael Balaev, Laurie Vickroy, and Anne Cvetkovich gibi isimler vardır. Ali Smith'in Gibi romanında hayatları üzerinde söz sahibi olan iki karakter, Ash ve Amy vardır. Bunlardan Amy yaşadığı travmadan sonra okumayı unutmuş bir karakter olarak tasvir edilmiştir. Yaşadıklarının üstesinden gelebilmek için bilinçli unutma eylemi ile Amy'nin bir melankoli sürecinden geçtiği görülür. Daha sonra travmatik olayların yaşandığı yere kendi isteği ile geri dönmesi onun yas tutma sürecine girdiğini gösterir. Ash ise romanın başında geçmişini unutamayan, onu takıntı haline getirmiş bir karakter olarak tasvir edilir. Bu durum onun da melankoli döneminden geçtiğini gösterir. Romanın ilerleyen bölümlerinde Ash'in geçmişte yaşadığı yere dönmesi ise onun yas sürecine geçtiğini gösterir. Romanda her iki karakterin de yaşanılan olayları şimdiki zamanda tekrar değerlendirerek yorumladıkları ve geçmişte yaşanılanlar ile yüzleşerek travmatik olayların üstesinden gelebilmek için geçmişlerini ve dolayısıyla kendilerini yeniden yazdıkları görülür. Romanın tüm bu özellikleri düşünüldüğünde, çoğulcu travma teorisi kullanılarak incelenmesinin daha doğru olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, her iki karakterin geçmişleri konusunda edilgen bir konumda olmadıkları görülmüştür. Her iki karakter de yaşadıklarının üstesinden gelmek için harekete geçmiş, geçmişleriyle yüzleşmeyi tercih etmişlerdir. Karakterlerden Ash'in bir günlük tutarak olayları olması istediği gibi anlatması geçmişiyle başa çıkmak için geliştirdiği bir teknik olarak görülebilir. Bu da Ash'in iyileşmek için çabaladığını gösterir. Yazar romanda Amy'nin de iyileşme olanağının olduğunu ima eder. Travmasından kaçmak için ailesini bırakıp İskoçya'ya yerleşen Amy, yas tutma sürecinin bir parçası olarak çocukken yaşadığı evi tekrar ziyaret etmeyi tercih eder. Bu ziyaretten döndükten sonra Amy'nin hayatında köklü değişiklikler yapma kararı alması onun iyileşme ihtimalinin olduğunun bir işaretidir. Anahtar Kelimeler: Ali Smith, Bellek, Bellek Patlaması, Gibi, Hatırlama, İyileşme, Kendini Yeniden Yazma, Melankoli, Yas Tutma, Travma, Unutma.