Romatoid artrit hastalarında serum asprosin düzeyi ile hastalık aktivitesi ve kardiyovasküler hastalık risk düzeyi arasındaki ilişki
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NASIM PARVINKARAMI
Danışman: Ayhan KUL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Romatoid Artrit (RA) hastalarında serum asprosin düzeyi ile hastalık aktivitesi ve kardiyovasküler hastalık riski arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Ayrıca, kardiyovasküler hastalık risk artışıyla RA aktivasyonu arasında potansiyel bir biyobelirteç olarak asprosinin rolünü araştırmaktır. Yöntem: Çalışmaya 45-65 yaş aralığında olan, diyabetus melitus tanısı olmayan 30 RA hastası (Grup 1), diyabetik olan 30 RA hastası (Grup 2) ve 30 sağlıklı birey (Grup 3) olmak üzere toplam 90 kişi dahil edildi. Tüm katılımcıların serum asprosin düzeyleri Tıbbi Biyokimya laboratuvarında ölçüldü. RA hastalarının rutin klinik takiplerinde elde edilen hemogram, biyokimya, akut faz reaktantları, RF, ANA ve anti-CCP gibi laboratuvar verileri kaydedildi. Vücut kitle indeksi (VKİ), anket ve fizik muayene bulgularıyla hesaplandı. Hastalık aktivitesi; DAS28-CRP, DAS28-ESR, CDAI ve SDAI skorlarıyla değerlendirildi. Serum Asprosin düzeyleri ile kardiyovasküler hastalık risk artışıyla RA aktivasyonu arasındaki korelasyon incelendi. Bulgular: Çalışmamızda, RA hastalarının serum asprosin düzeyleri ile hastalık aktivite indeksleri olan DAS28-CRP, DAS28-ESR, CDAI ve SDAI arasında pozitif yönde, ancak istatistiksel olarak anlamlı olmayan ve zayıf düzeyde korelasyon saptanmıştır. Benzer şekilde, kardiyovasküler hastalık riskini belirleyen Framingham risk skoru RA hastalarında kontrol grubuna göre daha yüksek bulunmasına rağmen, serum asprosin düzeyleri ile FRS arasında da aynı şekilde; pozitif yönde fakat istatistiksel olarak anlamlı olmayan zayıf bir ilişki gözlemlenmiştir. Sonuç: RA hastalarında serum asprosin düzeyleri ile hastalık aktivitesi ve kardiyovasküler hastalık riski arasında zayıf fakat anlamlı olmayan pozitif bir ilişki olabileceğini düşündürmektedir. Bu durum, asprosinin RA patogenezinde ve ilişkili kardiyovasküler risk faktörlerinde potansiyel bir biyobelirteç olma olasılığını desteklemekle birlikte, bu ilişkinin netleştirilmesi için daha geniş örneklemli ve uzun dönemli çalışmalara ihtiyaç vardır.